<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>KEBAN FIRAT AJANS</title>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr</link>
<description>keban haberleri,ağın haberleri,elazığ haberleri,
</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.kebanfiratajans.com.tr</copyright>
<image>
<title>https://www.kebanfiratajans.com.tr</title>
<url>
https://www.kebanfiratajans.com.tr/images/genel/logokfa.jfif
</url>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>NE ARA BU HALE GELDİK </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:18px;">Aileden öğrendiklerimiz çok önemli yer teşkil eder  yaşamımızda. O nedenle nasıl yetiştirildiğiniz, nasıl yansıdığınız, aileden öğrendikleriniz ile özdeştir.  İyi, ahlâklı bireyler yetiştiren aileyi, çocuğundan tanırsınız tıpkı bir yansıma bir resim gibi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">       Özellikle büyük şehirlerde  insan ilişkileri çok daha güvensiz ve empatiden yoksun ilişkiler. Aynı binadaki insanlar birbirlerini tanımıyor, merhaba ve günaydından yoksun. Biz ne ara bu kadar duyarsız olduk ? Gerçekten bu durum beni tedirgin ediyor..</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">     Komşuluklarımız vardı bizim, birbirimize akrabalarımızdan bile daha yakın olurduk çoğu zaman. Birlikte yer, içer, sohbet ederdik. Hasta olduğumuzda birbirimize bakardık. Çocuklarımız beraber büyürlerdi, güvenirdik birbirimize. Şimdiki zamanda ise her şey çok değişti. Kimse kimseye güvenmiyor artık ve bu gerçekten çok üzücü.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">       Aile büyüklerimizin bize öğrettiği benimsettiği , içselleştirdiği, saygı, sevgi, </span><span style="font-size: 18px;">yardımlaşma ne kadar gerekliymiş ne elzemmiş</span><span style="font-size: 18px;">, insanoğlunun duyarsız hallerini görünce, iyi ki böyle büyüdük, iyi ki ailemizden öğrendiklerimizi yaptık diyorum.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">    Bizler bu ülkenin insanları olarak gelenek ve göreneklerimizi unutmamamız, unutturmamamız gerekir. Gelecek nesil biz anne ve babaların elinde şekillenir. Yetiştirdiklerimiz topluma faydalı, yardımsever, vicdanlı bireyler olarak kazandırıldığında o toplumda herkes huzurlu, birbirine saygılı olur. Hak yemez, hakkını yedirmez, saygılı olur, saygı görür </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Nasıl ki her hangi bir kurumda, yada herhangi birinden iyi bir  davranış bekliyor isek, bu iki taraflı gayret ile mümkündür. Tüm yaşamımız da da geçerli bir kuraldır, öğretilir.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Bizler ANADOLU ÇOCUKLARI'yız. Özümüz iyilikle, özveriyle, vicdani duygu ile yoğrulmuş, temiz aile çocukları olarak kalmalıyız. İyi bir toplum güzellikleri hak eden bunun içinde GAYRET edendir.<br />
        Emekli Tümamiral Cihat YAYCI bir araştırma yazısında" ABD'nin doktrinleri Namal Postgradyate Schoolisimde oluşturulur. Bu okulda doktrin haline getirilmiş bir tez, bu doktrine göre göçler ulus devletleri yıkmak için kullanılır, "Birleştirici çimento haline gelmiş, bütün köklü gelenek örf ve adetlerini, bir milleti millet yapan bütün unsurları ortadan kaldırabilirsiniz" Emekli Tümamiral Cihat YAYCI. İşte bu nedenle gelenek göreneklerimize çok ama çok iyi sahip çıkmalı ve yaşatmalıyız.<br />
        SEVGİYLE KALIN... Özellikle ATATÜRK ilke ve inkılaplarına, ülkemin örf ve geleneklere bağlı kalın...</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//ne-ara-bu-hale-geldik/65/</link>
<pubDate>Sat, 02 Sep 2023 21:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Daha kaç can gitmeli</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Keban son yıllarda alabalık üretim çiftliklerinin kapasitelerinin çok fazla üzerinde üretim yapmaları firmalar adına çok iyi ancak gel gelelim ilçemize ne gibi katkıları ve eksileri var? </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Söz konusu bu alabalık üretim şirketlerinin ilçemize yarardan çok uzun vadede zarar vermekte olup özellikle su kirliliği, çevre kirliliği pis koku yayan tesisleri haline geldi. Adeta özellikle beş altı büyük firma maalesef suyumuzu doğamızı adeta katlediyorlar. Defalarca yazdık, anlatım paylaştık. Ancak iddialar çok can sıkıcı. Bu firmalarda çalışan emekçilerin bize yaptıkları açıklamalar hakikaten insanlık dışı. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Firmalarda çalıştırılan dalgıçların eğitimlerinin yetersiz olduğu ve hatta bir kaç dalgıcın her hangi bir belgesinin olmadığı, örneğin kafeslere badisiz dalış yapmaya zorlandığı, kafeslerde ölü balık çıkaran bu dalgıçların normal kapasitenin üzerinde dalışlar yaptırılarak adeta canlarını çıkardıkları, ayrıca ekipmanların eski olduğu ve özellikle dalış tüplerinin zamanında bakımlarının yapılmadığını, tüplerin içlerinin paslı olduğunu ve burada ekmek davası için çalışan dalgıçların basınç altında pas soluduğunu ileride bu dalgıçlık yapan gençlerin özellikle akciğer kanserine yakalanacak olması kaçınılmazdır. Medyamıza açıklamalar da bulunan dalgıçlar özellikle bu sorunları yazmanızı isterken diğer vasıfsız emekçilerin günde on iki saat çalıştırıldıklarını, kötü çalışma ortamlarından dolayı idari oldukça ciddi sorunları beraberinde getirdiklerini anlatılar. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Maalesef Fırat nehri üzerinde can pahasına ekmek kazanma savaşı veren bu emekçilerin hiç bir can güvenliklerinin olmadığını bir çok firmanın ekipmanlarının yetersiz ve hat da hiç yok denecek kadar olan da eski püskü, su üzerinde çalışmanın ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu herkes biliyor. Biliyor da önlem olarak ne yapılıyor? Maalesef milyon dolarlar kazanan bu firmaların bir çoğu emekçilerin çalışma ortamının iyi olmadığı ve yeterli ekipmanın olmadığı (can yeleği, cankurtaran, uygun kıyafet, ayakkabı vs. olmadığını belirten emekçiler özellikle nehir üzerinde ve nehrin metrelerce dibinde adeta her gün ölüm ile burun buruna gelen emekçiler bir an önce her anlamda çalışma koşullarının bir an önce en iyi şekle getirilmesini isterken ancak yetkililerin kulak tıkadıkların beğenmiyorsan bize işçi çok kapıyı gösterdiklerini ve işten ayrılırken bir başka firmaya iş başvurusunda bulunurken işe alınmadıklarını, ne imiş firmalar arasında sözlü bir anlaşma yaptıklarını benim elemanlardan iş isteyen olur işe almayın diye bir birlerine sözlü talimat verdiklerini bir nevi bize muhtaç kalsınlar ki istediğimiz gibi istediğimiz şartlarda çalıştıralım her konuda mecbur hissetsinler haklarını aramasınlar. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Maalesef içler acısı bir sömürü düzeni, emek sömürüsü ve ucuz insan hayatı hiç bir tesiste can kurtaran ilk yardım ve yüzme bilen kimse yok, daha bir kaç gün önce genç bir mühendis suya düşerek hayatını kaybetti ve arkadaşları sadece genç mühendisin imdat sesleri ve çırpınışlarını izlemiş çaresiz. Sebep yüzme bilmeyen ve can yeleği olmayan uygun kıyafet olmaması ve ne acıdır ki genç mühendisin sadece imdat ve çırpınışlarını su da kayboluşunu izleyen yüzme bilmeyen cankurtaran, eğitimi ekipmanı olmayan ani müdahale ekip ekipmanları olmayan milyon dolarlı bu firmalarının ihmalleri daha kaç Merve, daha kaç hayatın baharında Fırat’ın derinliklerin de kaybolup gitmeli. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Daha kaç can bedel olmalı soruyoruz. Ey firma yetkilileri halen kulaklarınızı tıkamaya devam mı edeceksiniz olup bitenleri bir kaç bin TL’ye ört pas mı edeceksiniz. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu az işçi az masraf çok iş ne zamana kadar bu sömürü devam edecek? Doğayı suyu katlettiğiniz yetmedi peki soğuk sularda giden canların vebali kimden kimlerden sorulacak .Vallahi billahi tallahi hepimiz sorumluyuz. Özellikle sorumlular sorumlu kurumlar biz siz onlar hepimiz sorumluyuz.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Hz. Peygamber (S.A.V.) buyurduğu üzere "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."</strong> Keşke keşke diyorum. Keşke keşkeler hiç olmazsa. İnsanca emek sömürüsü olmadan hak, hukuk ve adalet temelinde insanca bir yaşam olsa.</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//daha-kac-can-gitmeli/64/</link>
<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 09:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>OT KURBANI, TARIKLAR ve GEYİKLİ BABA GELENEĞİ</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;">Köy sınırları içinde kalan "Şemsemi" ve "Ören" olarak adlandırılan bölgeler URARTU ve DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU dönemine ait eski yerleşim alanlarıdır. Keban Baraj yapımı sırasında ortaya çıkan eserler antik dönemde bile bu yörenin yerleşim alanı olduğu ve madencilik yapıldığını göstermektedir. Selçuklu döneminde bugünkü köy çevresi ne ilk yerleşimin yapıldığı, köy içinde 1237 de yapımına başlanan  ve 1243 yılında biten DENİZLİ KERVANSARAYI (Makıthan) kanıtlamaktadır. Bin iki yüzlü yıllarda Ağuçen (Seyyid Temiz) soyundan ve Anadolu’da Bursa İnegöl'de türbesi bulunan GEYİKLİ BABA (Hasan Baba)nın kardeşi, yine Geyikli Baba olarak ta anılan Hamza Babanın soyundan gelenlerce kurulur. Başlangıçta adı "Abidin Şehri: Ağındon" (Ağu içenlere inananların şehri /yerleşimi) olan köy, 1518 tahrir defterinde Ağındon Denüzlü Kariyesi (köyü) olarak yer almaktadır. Köklü ve önemli bir tarihi yerleşim olan köyde yaklaşık sekiz yüz yıldır, mevsim hasadının bereketli olmasına yönelik "Ot kurbanı" ve hayır yemeği geleneği sürdürülmektedir. Özellikle GEYİKLİ BABA (Hamza baba) ya ait geyiklerin 1970’ler de baraj yapımına yakın teke kayasının üstünde bulunan mağara ve karınca kayası denilen, bugün baraj dolgusunun altında kalan alanda yaşadıkları hatırlanmaktadır. Geyikli Baba'nın kolu kabul edilen kardeşi Hamza baba mezarının başında düzenlenen bu "Ot bayramı"na ait okunan üç yüz yıllık gülbang (dua) günümüzde de okunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">  Köyde Ağuçan/Ağuiçen ocağına ait cemlerde kullanılan tarık (Asa) ile GEYİKLİ baba ocağına ait yine cemlerde kullanılan tarık rahmetli Hüseyin Sevim'in evinde halen muhafaza edilmekte ve evliya olarak da adlandırılmaktadır. Sekiz yüz yıllık iki tarık + evliya) halen yeşil örtülerle sarılı muhafaza edilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;"> Bu yıl Kurban bayramının birinci günü yapılan  "ot kurbanı"n da gülbangı (duası) Dede Ali AKTAŞ tarafından verilerek, köyün önemi ve tarıkların / evliyaların anlamı üzerine konuşma yaparak, bu hizmeti yürütenlerin hizmetlerinin öneminden söz etti.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">Hizmeti geçenler;</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">Köy muhtarı Bünyamin Ali KIRATLI</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">Dernek Başkanı Hüseyin ÇAKMAK ve yönetimi Cahit GENÇ, Kurban hizmeti Tekin GEMİCİ Hizmet eden tüm canların hizmetleri HAKK katında kabul bulsun.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><img alt="" src="/images/WhatsApp%20Image%202023-07-05%20at%2019_27_47%20(1).jpeg" style="width: 700px; height: 525px;" /></span></p>

<p><span style="font-size:18px;"><img alt="" src="/images/WhatsApp%20Image%202023-07-05%20at%2019_27_47%20(1)(1).jpeg" style="width: 700px; height: 525px;" /></span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//ot-kurbani-tariklar-ve-geyikli-baba-gelenegi/63/</link>
<pubDate>Wed, 05 Jul 2023 20:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ORTAYA KARIŞIK</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">     Bu günlerde çok yoğun bir hak arama telaşı var. Emekliler, emekliliğine hak kazanmış ama emekli olamayan EYT mağdurları, staj mağdurları, çalışanların  geçinme derdi, velhasıl geçinmeye çalışan halkımız.<br />
      Tüm alınacak haklar zamanında verilse ve adilane olsaydı, bu karışıklıklar yaşanır mıydı, yaşanmazdı tabi ki. Evine ekmek götürürken cebini düşünmeyen mutlu insanlar görürdük, mutlu anne ve babalar, gelecek kaygısı olmayan mutlu çocuklar görürdük .  Adil, paylaşımcı, hakça yaşayacak, gelecek kaygısı olmayan, bu ülkeye gençliğini vermiş emekli olmuş vatandaşlarımız, başka ülkenin emeklilerini örnek gösterip imrenmemeli, bu imkân tüm dünya emeklilerinin hakkı çünkü. Çocuklarımı yetiştireceğim, okutacağım, evlendireceğim  gailesi ile geçen çalışma hayatı sonunda emekli olup artık rahat edeyim, çalışma hayatında yapamadığım kendime ayıramadığım, zamanı kendime ayıramadığım bütçeyi artık kullanma zamanı derken ne yazık ki maddi bir yetersizlik içine düşüyor ister istemez. Çünkü maaşın önemli bir kısmı düşüyor kalanı ile geçinmeye, sözüm ona yaşamaya çalışıyorlar. Hatta bu emeklilerin bir kısmı eğer sağlığı elveriyorsa (çalışmak elzem olunca sağlıkta çok önemsenmiyor birey tarafından maalesef) ek bir iş bulup çalışmak zorunda kalıyor, okuyan  çocuklarına maddi  destek olsun geçim olsun diye.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">      Eşlerinin vefatı yada anne babalarının ayrılması nedeniyle emekli ailesinin yanına dönen gariban aileler tanıyorum. Büyük illerde barınmaları söz konusu bile değil, bodrum kiralarının ücreti bile uçmuş gidiyor. Semt pazarlarında akşam saatlerini kollayıp duruyorlar. Çok ajite yaptın ve ablam diyenleri duyar gibiyim. Bir evde eşlerin ikisi de emekli ise yaşamları biraz daha kolaydır nispeten. Çalışırken oturacak bir ev aldı ise biraz daha iyileşir hayatı ama tersini düşünürseniz gerçekten çok zor yaşamlar var. Meselâ onlardan iktisatı, geçinmeyi, maddi  kriz atlatmayı öğrenebilirsiniz. Size hayatı nasıl eğlenmeden, doymadan,  bir restorana gidip ailece yemek yemeden yaşanılacağını öğretirler size.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">      Eskilerde emekli anne ya da baba çocuklarına destek olabiliyordu, şimdi çocukları eğer bir işleri varsa tabi burası da ayrı bir sızı anne babaya yardımcı oluyorlar.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">     Kitabımız rehberimiz Kuran-ı Kerim'de  (ZÜMER Sûresi 69) " Yeryüzü Rabb'inin nuruyla aydınlanır. Kitap ortaya konur. Peygamberler ve şâhitler getirilir. İnsanların arasında HAK ve ADALET le hüküm verilir. Kimseye zerre kadar haksızlık yapılmaz ." buyurulmuştur. Rabbimizin kadın - erkek yani cinsiyet ayrımı yapmadan her konuda eşit tuttuğu, HAK konusunda  kesin hükümlerinin olduğu hadislerde böyle mevcut iken, biz insanların da kul hakkına girme gibi bir lüksümüz olabilir mi .?!</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">    ADALET hassas bir terazidir,  eşit dağıtıldığında tadına doyulmaz. Modern  sosyolojik ve tarihi hukuk  okullarının kurucusu alman Rudolph Ritter von Jhering "ADALETİN HEDEF VE GAYESİ EŞİTLİĞİ SAĞLAMAKTIR."  diye tarihe çok değerli bir not düşmüştür.<br />
      Değerli dostlarım amacım zülfiyare dokunmak değil, azda olsa hepimizin ortak derdi, değeri olan maddi ve manevi geçim dünyasına  dokunmak ,sesimizi duyurabilmektir. Emeklilikle ilgili daha önceki yazımdan bugüne pek bir şey değişmemiş gibi. Buradan yola çıkarak ortaya karışık bir şeyler yazmak istedim.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">     Haklarınızı adaletli, huzurlu mutlu ve İNSANCA yaşamanız dileğiyle. <strong>SEVGİYLE VE ADALETLİ KALIN.</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//ortaya-karisik/62/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 14:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ZAMANSIZ ATAMA BİZLERİ ÜZDÜ</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;">                  İlçe Kaymakamımız Sayın Hasan Akbulut Bey yaklaşık iki yıl gibi kısa süre ilçemizde görev yapmış oldu. İlçe halkı olarak beklentimiz en az 3 veya 5 yıl ilçemizde görev yapmasıydı. İlçemize atandığı ilk günden itibaren büyük projelerle yola çıkmış ve birçok projesini uygulamaya koymuş bir mülkü yönetici olmuştur. Kısa sürede ilçe halkı ile bütünleşmiş bir yönetici olmuştur.  Köy köy gezip bütün vatandaşlarla tokalaşıp devlet adamı olmanın en güzel örneğini sergileyen Kaymakam Akbulut, köy ziyaretleri sonrası vatandaşlardan gelen talepleri geri çevirmeyip köylünün derdiyle dertlenip çözüm odaklı çalışmasıyla halkın takdirini toplayan örnek bir bürokrattı.  </span></p>

<p><span style="font-size:18px;">            Tüm köylerimize eşit oranda hizmet götürerek tüm vatandaşlarımızın saygı ve sevgisini kazanan bir kaymakam olmuştur. Bu derece sevilen sayılan bir kaymakamımızın kısa sürede başka bir ilçeye atanmış olması halkımızı derinden üzmüştür. </span></p>

<p> </p>

<p style="margin-left:70.8pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">          Okumayı ve araştırmayı seven bir kaymakamımız olarak ilk projelerden biri ilçe kütüphanesiydi. Kütüphaneyi yeni baştan dizayn edip kitaplarla zenginleştirerek işe başlamış oldu.  Her yaş grubu çocuk ve gençlerin rahatlıkla ders çalışması için modern bir kütüphane ortamı hazırlamış oldu. Tabiri caizse kütüphane binasını yeni baştan yenilemiş oldu.</span></p>

<p style="margin-left:70.8pt;"><span style="font-size:18px;">***      </span></p>

<p><span style="font-size:18px;">             Çok detaylı projelerine rağmen özellikle tarım ve çiftçilere büyük önem verdi. Tüm köylerde başta içme suyu ve sulama suyu şebekesi için büyük projelerle yola çıkmış ve kısa sürede köylerimizin bu sıkıntı ve problemlerine neşter vuran bir yönetici olmuştur. Tüm köylerin mahalle araları ve ana caddeleri parke taş döşemesi projelerini gerçekleştirmiştir.</span></p>

<p style="margin-left:70.8pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">             İlçede görev yaptığı süreçte tüm mesaisini ve enerjisini ilçenin gelişmesi için sarf etti. Makamına gittiğinizde sürekli ilçenin gelişmesi için projeler hazırladığına şahit olmuşuzdur. Makam masasında sayısız projeler vardı. Bu derece projeleri olan bir kaymakamımızı kısa sürede kaybetmiş olmamız bizleri derinden üzmüştür.</span></p>

<p style="margin-left:70.8pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">               Kısacası bir halk adamı idi. Bölgeyi çok iyi tanıyan ve sorunları çok iyi bilen Sayın Hasan Akbulut Bey, sorunları çözüme kavuşturarak mülki idareciliğin nasıl olduğunu en iyi şekilde gösteren bir yöneticiydi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">               Çok iyi bir devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyetimizi en iyi temsil eden mülkü yönetici olmuş olmasıdır. Milli ve manevi değerlere bağlı bir yöneticidir. İnşallah kısa sürede terfi ederek ve vali olarak ülkemize hizmet edecektir. Gelecekte tekrar ilimize vali olarak atanır diye temennilerde bulunuyorum. İlçemiz için beklentimiz başlatmış olduğu projelerinin devam ettirilmesidir. İnşallah bu projeler sonuçlanmış olur. Bu projeler askıya alınması durumunda ilçe halkı olarak bizi üzer. Projeleri tarım, ticaret, turizm, su ürünleri başta olmak üzere sayısız projeleri olmuştur. İlçemizin eğitim öğretim kurumlarına da önem veren bir kaymakamımız olmuştur.</span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">            Denizli köyündeki kervansarayın restorasyon projesi idi. Bu kervansarayın restorasyon sonrası sürekli açık tutulması, değişik amaç ve hedeflerle cazibe merkezi haline getirmesi için projeleri olmuştur.  Keban Baraj gölünde su ürünlerinin farklı projelerle destekleme çalışmasını başlatmış idi.  Su sporlarının yapılması için gerekli olan altyapı çalışması projeleri var idi. Ayrıca ilçede var olan mağaraların turizme açılması için projeleri vardı.</span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">                İlçemizde uzun süre kalsaydı ilçemizin olumlu gelişmesine büyük katkı sunmuş olacak idi. Sözün özü, sayısız projesi olan bir kaymakamımız olmuştur. Kısacası projelere kafa yoran bir kaymakamımız oldular. İlçede halkla çok iyi diyalogu olan ve çok iyi bir devlet anlayışı ile ilçemize hizmet sunan bir kaymakamımız oldu.</span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">                      İlçe halkı olarak bizler onu çok seviyor ve ona büyük saygı duyuyorduk. Bu aşamadan sonra diyebileceğimiz ise kendisine yeni görev yerinde başarılar dilemek olacaktır. Ailesi ile birlikte yaşam boyu sağlık, huzur ve mutlu bir yaşam sürmesini dileriz. Bu gök kubbenin altında çok hoş bir seda bıraktı. Yolu açık ve aydınlık olsun. İlçe halkı olarak üzerimizde bir hakkı ve hukuku varsa helal hoş olsun. Onunda bizi helal etmesi temennisiyle.  </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><img alt="" src="/images/WhatsApp%20Image%202022-10-27%20at%2022_07_56.jpeg" style="width: 720px; height: 710px;" /></span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//zamansiz-atama-bizleri-uzdu/61/</link>
<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 22:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>PARTİLER KENDİLERİNİ HİZAYA ÇEKSİN</title>
<description><![CDATA[<p> Ülkeleri ülke yapan,<br />
Şehirleri şehir yapan,yöneticilerdir.<br />
Yöneticiler kimdir?<br />
Zamanın siyasetçileridir.<br />
Yani partilerdir.<br />
Particilik öyle dünyayı ben yarattım edaları ile olmaz.<br />
Makamın başında olmak demek o ülkeye, o şehire hizmet etmektir.<br />
Ne yazık ki bizde öyle olmuyor.<br />
Bir koltuk kapan kendi etrafında dönülsün, Kabe gibi tavaf edilsin istiyor.<br />
Kendini,kutsallaştırılıyor <br />
Oysa oraya o ülkenin yada o şehrin insanları tarafından getirildiğini hemen unutuyor.<br />
Neden bu haldeyiz?<br />
Çünkü;<br />
Siyasetçiler hizmet edeceklerine, kendilerine hizmet edilsin politikasını uyguluyorlar.<br />
O zaman ülke de şehir de bir adım bile ileri yol kadetmiyor.<br />
Peki <br />
Seçilen parti il başkanı <br />
İlçe Başkanı<br />
Yada parti başkanı bunun farkında mı?<br />
Nerdeee……<br />
Onlar kadar bu işi iyi yapan yok havasındalar.<br />
Yerleri doldurulamaz görülüyor .<br />
Kendince<br />
Şehrin alt yapıları donanımlı mı?<br />
Hayır<br />
İçme suları sağlıklı mı?<br />
Hayır <br />
Ulaşım heryere kolay ve uygun fiyat mı?<br />
Hayır<br />
Bu kadar yapmaları gereken üç basit şey bile olmuyorsa,<br />
Şehir nasıl şehir olacak?<br />
Ülke nasıl ülke olacak?<br />
Külahlarını çıkarıp, önlerine koysunlar .<br />
Öyle oy istesinler.<br />
Bundan sonra böyle<br />
Hiçbir partiye iltimas yok<br />
Atatürk’ün partisi <br />
Yok dindar parti <br />
Yok milliyetçi parti <br />
Önce icraat<br />
Sonra oy <br />
Onlar bu işi parayla yapıyor<br />
Maaşlarını da millet ödüyor<br />
Hakkını vermeden oy yok <br />
Eskidendi o milletvekillerini bakanları parti liderleri ni efendi görmek <br />
Şimdilerde kim şehrini bir adım öteye taşıyor<br />
Ona oylar.<br />
Partiler kendini hizaya çeksin.<br />
Önümüz seçim…<br />
Hiç düşünüyor mu<br />
Parti liderleri,<br />
Niye ikdidar oluyorlar?<br />
Niye muhalefetde kalıyorlar?<br />
İkdidar olan seçim zamanı verdiği vaatler ülke ve millet çıkarlarına uygun olduğu İçin olduğunu unutuyor.<br />
Peki <br />
Muhalefetin görevi nedir?<br />
Bu vaatler yerine getiriliyor mu?<br />
Getirilmediği zaman millete bilgi vermek, <br />
Seçtiğiniz İkdidar bu vaatleri yerine getirmedi demek,<br />
Sizin oylarınızı kötüye kullandı demesi gerekiyor.<br />
Diyor mu?<br />
Günümüz muhalefeti<br />
Aaaa hiç der mi?<br />
Büyük ortak<br />
Muhalefet olması İçin <br />
Milletin jandarması olması gerekir.<br />
Oysa biz yapılan yanlışları mafya liderlerinden <br />
Yada <br />
Ülke dışına kaçan gazetecilerden öğreniyoruz.<br />
Neymiş<br />
Ne ikdidar verdiği vaadleri uyguluyor,<br />
Ne muhalefet jandarmalık yapıyor. <br />
Mecliste bir bütün oluyorlar.<br />
Tvlerde birbirine hakaret eden insanlar<br />
Millet de şaşkın<br />
Neye yansın?<br />
Kedinin kaldırıldığına mı?<br />
Fakirleştiğine  mi?<br />
Gelecek kaygısına mı<br />
Ülkesi siyasetçimin ellerinde  çırpınıyor ona mı yansın?<br />
Kimsenin <br />
Ne milletvekillerine <br />
Ne bakanlarına<br />
Ne parti il temsilcilerine<br />
Ne kurumlara güveni ve umudu kalmadı.<br />
Muhalefetin olmadığı yerde ikdidar kraldır.<br />
Konu bu<br />
Ya siyaset asli görevlerine döner ya sandıklar boş kalkar .</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//partiler-kendilerini-hizaya-ceksin/60/</link>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 12:04:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SÜMERBANKIM</title>
<description><![CDATA[<p>        Bir milletin yok olmasını istiyorsanız önce kimliğini  , yani sanatını,geçimini,ekonomisini yok etmelisiniz.Kimliği nedir diye soracak olursanız  SÜMERBANK diyebilirsiniz. Şeker fabrikaları diyebilirsiniz,pamuk araştırmaları,zeytin diyebilirsiniz, tarım  diyebilirsiniz.Her ilin kendine özgü kimliği vardır  sahip çıkılması gereken .<br />
        <br />
       NAZİLLİ SÜMER FABRİKASI içimde kanayan bir yaradır hiç dinmeyen.Ne zaman konusu geçse kesin ağlıyorumdur. Geçenlerde bir televizyon programında  BABALAR GİBİ SATACAĞIZ deyip fabrikayı YOK eden zamanın bakanına , rahmet olsun ama diye tevazu göstererek başlayıp,bir fabrikanın nasıl heba edildiğini anlattı program da, ne yalan söyleyeyim asla rahmet okumam ülkesinin altına dinamit koyan birine.<br />
        Çocuklarım NAZİLLİ SÜMERBANK FABRİKASININ ekmeği ile büyüdü,Böylesine harika çalışan , böylesine harika ürünler çıkaran,dünyada tüm ürünleri tercih edilen bir fabrika kademe kademe yok edildi.En son Askeriye için yapılan ihale bile bile Cavit Çağlar ve diğer özel firmalara peşkeş çekildi.. ÖNCE zorunlu emeklilikler,yerine eleman takdiri yapılmaması , daha sonra kendi ürünleri ve siparişlerini kademe kademe vazgeçilmesinin sonucu bir efsaneyi yok ettiler . Dünyada bir kaç sayılı yerde olan makinaları ne yazıkki bir gece arabalara yüklenilip meçhule gitti bizlerin ,halkın bilmediği bir şekilde. GASP edildi yani . <br />
           <br />
          Ruslar tarafından sadece narenciye karşılığında yapılıp<br />
  TÜRK halkına kalite ve asalet içeren ürünler üreten muhteşem bir fabrikayı yok ettiler . AMA YILLAR GEÇSEDE  NAZİLLİ 'm SÜMERBANK FABRİKASI ve NAZİLLİ BASMASI İLE ANILACAK. BU KİMLİK YOK OLMAYACAK. ÇÜNKÜ NAZİLLİME MAL OLMUŞ BU KİMLİĞİ KİM AKILLARDAN , GÖNÜLLERDEN  ve YÜREKLERDEN SİLEBİLİRKİ.<br />
           Battaniye,ayakkabı ,züccaciye ve bir kalite içeren ürünlerin tüm  fabrikaları da gitti birer birer.<br />
           Görkemli bir tören yapılırdı her açılış gününde,NAZİLLİ İstasyonundan , fabrikaya özel olarak döşenen tren raylarından,salına salına gelen GIDI GIDIMIZ . GIDI GIDI özel ve başlıbaşına bir efsane zaten. GIDI GIDI TRENİ BELGESELİ  de Yasin Ali TÜRKERİ tarafından çekilmiştir.Bu belgeseli kendilerinin sunumuyla izleme şansına eriştim eşimle birlikte .Fabrika arka çıkıs kapısından bir çok kereler işime gidip geldim.<br />
   Atamız MUSTAFA KEMAL ATATÜRK  daha önce 1935 te ziyaret ettiği Nazilli'mize  fabrikanın açılışını yapmak için gelmiş ,<br />
NAZİLLİ İstasyonundan GIDI GIDI TRENİ ile gelip açılışını yapmadan önce  tarihi balkon konuşmasını , daha sonrada görkemli,çoşkulu  açılışını yapmıştı  ,ardından o gün halk ile birlikte yemek yemişti.İşte bu günde yine yemekler yapılır SÜMERBANKIMIN GÜZEL MUTFAĞINDAN, DEĞERLİ AŞÇILARIMIZIN ELLERİNDEN MUHTEŞEM TAVUK , PİLAV , ÇORBA VE TATLILAR YENİLİRDİ.<br />
          Müthiş bir kültür alışverişi vardı,sineması ,güzel bir bahçeli havuzlu oturma alanı,harika bir restoranı ,kütüphanesi, çok iyi öğretmenleri olan İlk ve ortaokulu , misafirhanesi ve bizlerin oturduğu bahçeli ve apartman lojmanlar. O lojmandaki hiç bir yerde bulamayacağınız  samimi dostluklar.Bir çok güzel dostluklar yaşanmışlıklar da geçmişe gömüldü gitti. Dostluklarımız baki,devam ediyor ama bir araya geldiğimiz de hepimiz de hüznün hakim olduğu aşikâr.<br />
      2002   Kâinat güzeli Azra AKIN  için yarışmada giydiği kıyafeti diken ünlü modacı Cemil İPEKÇİ  çok güzel sözler söylemiştir NAZİLLİ basmaları hakkında.Azra kızımız da hakkını vermiştir giydiği bu asil basmanın.Tüm dünya bu vesile ile kaliteyi öğrenmiştir. Nazilli Basmasından elbiseyi gururla taşıyan Azra AKIN kızımıza ve değerli modacımız Cemil İPEKÇİ' ye değerli emekleri için ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu<br />
  bir milletin kimliği de yazımda anlattığım üzre   asla yok olmaz .Çok daha güzel  çok daha iyi  günlerin geleceği umuduyla...</p>

<p># Sümerbank fabrikası yaşasın diye çok emek veren İlhan ÖDEN kardeşime de çok teşekkür ediyorum.#</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//sumerbankim/58/</link>
<pubDate>Mon, 04 Apr 2022 09:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SAGLIKÇILARIMIZA BİN TEŞEKKÜR</title>
<description><![CDATA[<p>SAGLIKÇILARIMIZA BİN TEŞEKKÜR <br />
    Değerli Canlar merhaba.Sağlık nedeniyle sizlerden uzun bir süredir ayrı kaldım.Iyi ki doktorlarımız var,iyiki hemşire canlarımız var..Onların sayesin de ayağa kalktığımızı hiç unutmayalım.Güleryüzlü şefkatli,ilgili , alakalı canlarım sayesin de sağlığımı kazandım.Bu nedenle bir kez daha inandım  onlara müteşekkir OLMAMIZ  gerektiğine , bundan asla imtina etmeyeceğime bir kez daha kendime söz verdim.Kurum hemşiremiz Süheyla Karadeniz vardı ne özen gösterirdi tüm kurumun canıydı o.Kurum doktorumuz Şevket Gözaçar aileden biri gibi ihtimamlıydı her zaman.Kan veriliyordu bir ara ben de indim yanlarına  kan vereyim diye,çabuk  yukarı ,biz seni toparlamaya çalışıyoruz demişti. Allah her daim tüm sağlık çalışanlarının yanında olsun.Şu korkunç dönemi hayırlısı ile hep birlikte sağ salim atlatalım insaallah. <br />
  FIRAT ÜNİVERSİTESİ ARASTIRMA HASTANESİ Acil servisine mide kanaması nedeniyle giriş yaptım.Burada gösterilen çaba takdire şayan.İYİKİ varlar.Daha sonra yoğun bakım süreci başladı.GASTROENTEOROLOJİ deki bu süreçte  hemsirelerimizin uykusuz geçirdiği gecelerin hakkı var üzerimizde.Kolonoskopiyi yapan doktorumun başağrısına rağmen  istirahat ettigi yataktan kalkıp gelip hasta beklemesin diye ettiği fedakârlık unutulurmu.Hani hastanelerde doktoru ,hemşireyi tartaklayan,hakaret eden ahlak yoksunu kıymet bilmeyenler var ya sözüm onlara ki,bir saniye sabretmezler ,ama sağlık çalışanlarımızın gecesi gündüzüne karışır,bunu bilirlerde yinede bencillik etmek onların egosunu daha çok tatmin eder.<br />
   FIRAT ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA HASTANESİ GASTROLOJİ Servisi çalışanları Prof.Dr Mehmet YALNIZ ,DR Tuğçe ÖZ ,can hemşirelerim  Furkan SUBAŞI,Burak KILIÇ , Sultan ŞENER ,Ayşe ARLI , İrem DOĞAN,Büşra AKSOY ,Fidan GÜNGÖRr , sizlere çok teşekkür ediyorum.Tüm güzellikler SİZLERİ bulsun.Temizlikte öyle , her yer pırıl pırıl, buda tabiki Hasan DAĞOGLU kardeşimin emeğiyle olan bir fedakârlık.Sağlık nedeniyle çok kereler hastahaneye yolum düştü ama ben böyle işini ciddiyetle ve sevgiyle güleryüzle yapan personeli ilk defa gördüm, tanıdım, hepsine çok müteşekkirim ki böyle beş yıldızlı bir hastane hizmetini ilk defa gördüm.Prof.Dr Mehmet YALNIZ güler yüzüyle aileden biri gibi ,ilgisi ile   zaten endişeyi alıyor üzerinizden.E tabi baş öyle olunca takip eden personel de hem pozitif hem fedaķâr oluyor. Dr. Tuğçe ÖZ  Hanımefendi iki kişilik odada problem çıkaran hasta sahibinin verdiği rahatsızlığı öyle güzel halleti ki .yok dedim ben gerçekten güzel hir rüyada meleklerin içindeyim. Allah yardımcısı olsun , emeği değerlensin , Profesör olsun inşaallah diye dua ettim.Atom karınca ve diğer değerli hemşirelerimiz  incitmesin diye bebek iğnesi getiren Furkan'ım Burak'ım gibi  güzel evlatlarım ,tırnağınız taşa değmesin.Elinize gelen her  hasta şifa bulsun.Hem INSAN olmak ,hem de mesleğinin hakkını vermek bu olsa gerek.<br />
    Her nerede olursanız olun,ne işle uğraşıyorsunuz uğraşın en iyisini yapabilirsiniz .Bu nedenle de ,adınızdan iyi söz ettiren olursunuz.Bu tüm kurumlarda da böyledir , imkanınızı  ya da size verilen imkânı en iyi şekilde ,en yararlı şekilde kullandığınızda hem kendinizi iyi hissedersiniz  hemde karşıdakinizi iyi hissettirisiniz.Rahmetli babacığım bana ; Kızım kendini hep bankonun  gelen mükellefinin yerine koy olurmu,bu çok çok önemli derdi.Sen merak etme can babam,anacığımda sende bizi güzel yetiştirdiniz.Biz de sizin dediğiniz gibi yapıyoruz ,çok geri dönümler alıyoruz mükelleflerimizden , güzeli de bu zaten değilmi demiştim.<br />
 İşte sözün kısası , mesleğini iyi icra eden  Her  kuruma,her insana yaptıkları geri dönsün.Herkesin akıl sağlığı,fikir sağlığı yerinde olsun.Herkes sağlık ile şifa ile taburcu olsun.</p>

<p>  Ne demiş Kanuni "Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."<br />
      Sağlığınıza dikkat edin,sağlıkcılarımıza dikkat edin, özen gosterin,kıymetini bilin ,onlar olmazsa bir düşünün halimizi.<br />
 HEPSİNE BİNLERCE TEŞEKKÜR EDİYOR ,SEVGİ VE SAYGI İLE KUCAKLIYORUM.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//saglikcilarimiza-bin-tesekkur/57/</link>
<pubDate>Sat, 11 Sep 2021 12:31:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KEBAN FIRAT KÜLTÜR SANAT ARAMA KURTARMA SPOR KULÜBÜ DERNEĞİMİZ ÇATISI ALTINDA </title>
<description><![CDATA[<p>Keban Fırat Kültür Sanat Arama Kurtarma Spor Kulübü Derneğimiz dünyada sayılı spor kulüpleri arasındadır. İlçemizde 9 yıl önce kurmuş olduğumuz spor kulübü derneğimiz çatısı altında onlarca milli sporcu yetiştirdik ayrıca spor bölümlerine antrenörlük, beden eğitimi bölümlerine onlarca sporcu gönderdik. 110 sporcumuzu kolluk güçlerine(Polis, asker, özel harekat) kazandırdık. En önemlisi uyuşturucu maddelere karşı spor yöntemleri ile mücadele ettik ve halen ediyoruz. Dört geç arkadaşı bağımlılıktan kurtarıp iş sahibi olmasına vesile olduk. Ben kendim 40 yıllık spor hayatımda onlarca branş ile uğraşdım hali hazırda yedi ayrı branşa antrenör hakemim. Spor yaşantım boyunca onlarca ülkede ilçemi, ilimi ve ülkemi temsil ettim. Bu bağlamada bir ilçede bir ilin yapamayacağı çok büyük başarılara imza attım. Yanı sıra Fırat Ünüversitesi Elektirik Üretim Dağıtım ve Eskişehir Anadolu Ünüversitesi İktisat Fakültesi Siyasi Bilimler Kamu Yönetim mezunuyum. İlçede yapmış olduğumuz büyük işlere yerel yönetim her anlamda köstek olmakta, öyleki adeta ilçe gençlerinin zehirlenmesine göz yumuyorlar. Kolluk güçlerimiz özellikle madde bağımlılığı ile son derece etkili ve başarılı oldukları biliniyor. İddia oki malesef belediyemizin yöneticileri her kuruma müdahale ederek siyasi baskı yaparak söz konusu made kullanan ve ilçemizde yaygın hale gelmesine sebep olmaktadırlar. Kaldımı her şeye yön vermeye her kurumu kendi istediği gibi yönetmeye çalışan bu kişi ve kişilerinde birinci derecede madde bağımlıları olduklarını bir daha hatırlatmak da bulunurum. Yazıktır günahtır bu pırıl pırıl gençlerin zehirlenmesini izlediğiniz gibi bırakın her kurum kendi işini yapsın unutmayın ki bana değmeyen yılan bin yaşasın mantığı doğru bir mantık değildir. Nereye giderseniz gidin bu yılan hepinizi zehirleyecektir. Buradan bir kez daha ilçemin ileri gelenlerinden rica ediyorum. Lütfen kulaktan duyma bir iki yalın ayak çalışanın söylemleriyle hareket etmeyin. Herkesin bir dünya görüşü mutlaka vardır, önemli olan ilçeye katkıları nelerdir buna bakın. Kimse benim kadar milliyetçi, vatan ve bayrak sever değildir bu böyle biline. Lütfen herkes kendi işini yapsın. İdda ediyorum ilçemiz, ülkemizin en problemli ilçeleri arasında şampiyonluğa oynuyor. Herkese burada iş düşüyor bu gençlik, bu ilçe bizim.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//keban-firat-kultur-sanat-arama-kurtarma-spor-kulubu-dernegimiz-catisi-altinda/56/</link>
<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 12:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> ÜLKEM YANIYOR</title>
<description><![CDATA[<p>Merhabalar canlar. ÜLKEMİZ bir handikapın içinde.! Yangınlar seller bir yanda ,kuraklık susuzluk bir yanda.İnsanların kendi eliyle denetimsiz,sorumsuz ,banane vurdum duymazlığı ve çıkar uğruna yaptıkları canilik hiç bir inanca hiç bir milliyete sığmayacak bir eylem. Doğayı , insan ilişkileri çevre ilişkilerinde ki  aymazlık yani her türlü olumsuzluk, ne derseniz adını ne koyarsanız koyun, geri yansımalar bunlar. Doğa intikâmını bir şekil de alıyor almasına  ki sel,deprem ,toprak kayması gibi, peki sözüm ona  bu insancıkların (insan demeye dilim varmıyor )ne uğruna hangi zihniyete hizmet için bir ülkeyi boydan  boya ateşe vermeleri ,kendi elleriyle doğayı katletmeleri nasıl bir kin,ne gibi bir menfaat, anlayayamadığımız canice duygu , maddi karşılık uğruna zarar vermek hangi aklıselimlerin işi.<br />
   Degerli canlar geniş pencereden dünyaya bakmak gerekir .Eğer geniş yani evrensel düşünürsek ,  subjektif  anlamda tüm dünya hepimizin..Her  nereye zarar verirsen ,muhakkak yansıması yine tüm dünyaya olur.Tüm insanlık zarar görür.O kadar canlı telef oldu ki. Vicdanı olan , bir nebze insan olan karıncayı dahi incitmez, gel görki köylerde evlerin ahırlarında yüzlerce koyun ,ormanlarda binlerce canlı telef oldu.İnsanlar öldü,insan eliyle yapılan , eşzamanlı çıkarılan yangın felaketinde.Bu nasıl bir kin bu neyin öfkesi,bu neyin çıkarı  anlayamıyorum.<br />
   Insan olmak ne din işidir , ne eğitim,ne para.İnsan olmak sadece VİCDAN işidir. Her nereye , her neye bakarsan bak, güzel gözle yürekten bak.Yaradanın yarattığı her şey o kadar güzel o kadar özel ki.Bizlere düşen kıymet bilmek,verileni artırmak ,çoğaltmak,etrafımızda faydalı hale getirebilmektir.<br />
 Basını ,sosyal medyayı izlemeye korkar oldum hiç mi iyi bir haber olmaz  , hiç mi iyi bir şeyler olmaz . Hele de insan eliyle ,bile bile felaketler,o kadar insanın evsiz barksız kalması , yılların birikiminin heba olması ,o kadar canlının kömür olmuş halleri ,çok üzücü çok.<br />
    Bu gibi felaketler için tüm gücümüzle hazır olmalıyız.Elimizdeki imkânlar ne olursa olsun limit ,liyakat önemini yitiriyor.Bir damla suyun peşindeyiz şu an.O nedenle ne imkânınız varsa samimiyetle ,milliyet le hareket etmek zor un herkes. Taşıma şu ile yangın nereye kadar söner.Allah orada olan tüm ınsanlarımızın yardımcısı olsun.<br />
      Bu yangın felaketini yaptiranları Allah'in adaletine bırakıyorum.Inşaallah yanan yerlere binlerce zeytin fidanı dikilir.Ben TEMA Vakfına elim yettiğince destek olmak isterim. Sizlerde imkânınız nisbetinde  destek olun olurmu değerli canlarım. Ülkemiz cennet,anavatanımız da bizim  ANAKUCAĞIMIZ.Kıymetini bilelim koruyalım kollayalım.Bize bizden başka yardım eden olur ama şöyle bir söz var.Elden gelen öğün olmaz ,o da vaktinde bulunmaz.</p>

<p>    Sağlıcakla  yemyeşil bir dünya diliyorum hepinize...</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//ulkem-yaniyor/55/</link>
<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 11:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR TANE HİZMETİNİZ VAR MI?</title>
<description><![CDATA[<div>BİR TANE HİZMETİNİZ VAR MI?</div>

<div>Belediyecilik sadece gelen paraları harcamak değildir. Belediye aldığı vergilerle ve devletin desteğiyle vatandaşa hizmeti için olan bir kurumdur. Parayı harcayıp bir şeyler yapmak dünyanın en kolay işidir. Onu bile beceremeyenlerde az değildir. Belediyeler bazen öyle güzel işler yapar ki hem vatandaş faydalanır, hem belediye para kazanır ve yeni hizmetler için kaynak elde eder. Örnek mi çok fazla ama 2 tane verelim.</div>

<div>Elazığ Belediyesi Kültür Park, Mesire ve Cip piknik alanları kendi şirketi üzerinden işletiyor. Hem halk uygun fiyata faydalanıyor, hem dünya kadar insana iş imkanı sağlıyor hem de eminim hakka riayet ediliyorsa belediye kazanç sağlıyordur. </div>

<div>Ovacık Belediye Başkanı başarılı çalışmalarından dolayı Tunceli Belediyesini de kazandı. Birçok insanın haberi var, ama bilmeyenlerinde mutlaka duyması gereken bir belediyecilik yapıyor. Belediye arsalarına nohut vb ekerek , arıcılık yaparak, belediye ihale yapmayıp kendi işçi ve halkıyla işleri yapıyor. 1 000 000 TL ihale bedeli olan işi 450 000 TL kendileri yapıyor. İşçisine de aylık 8 000 TL ödüyor, evet yanlış duymadınız en düşük işçi maaşı 8 000 TL. </div>

<div>Yaklaşık 7,5 yıldır buna benzer yaptığınız 1 şey var mı? Bakın örnekleri var yapılabiliyor. Arsa satmak, 49 yıllığına kiraya vermek kolay iş. Ama hazıra dağ dayanmıyor, birazda emek verin.</div>

<div>Eleştirimizi yapıyoruz öneri de sunuyorum. Fırat bir nimettir, ama halk istifade edemiyor. Köprünün altı bir rezalet. Yolu iğrenç. Kepçemiz, dozerimiz mevcut, köprüden aşağıya olabildiği kadar  düzeltilir.  Masalar konulur,Wc yapılır. Prefabrik bir büfe ve aydınlatma yaptınız mı tamamdır. Aile kaynar orası… Kebanda oturup tesislere gidecek parası olmayan nüfusun %90’nıdır. Emekli amcalar, teyzeler ve tüm vatandaşlar sıcak günlerde gitsin otursun serinlesin. 1 seneden tüm masrafı çıkar, 5 kişi en azından çalışır, ekmek yer. Fiyatlar ucuz olsun, haklın faydalansın. Kimseye kiraya vermeyin, Belediye Parkı olsun. Belediyenin neler yapabileceğini görsün herkes.     </div>

<div>Sayın Başkan; herkes bir gün gider. Biz sizi halay başı olarak çektiğiniz halaylarla değil, hayırlı hizmetlerinizle hatırlamak istiyoruz.</div>

<div> </div>

<div> </div>

<div>FETHİ ORUÇ</div>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//bir-tane-hizmetiniz-var-mi/54/</link>
<pubDate>Thu, 29 Jul 2021 14:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BELKİ DE GOMİNİST DİYECEKLER, VARSIN DESİNLER</title>
<description><![CDATA[<p>BELKİ DE GOMİNİST DİYECEKLER, VARSIN DESİNLER<br />
Güzel ilçem Keban’ın,<br />
Baraj gölü ve plajı yıllardır kapalı, giriş izini yok.<br />
Fırat nehri kıyısı kullanılamaz durumda, oturacak alan yok.<br />
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı ile Fırat Nehri kıyısına yapılan, Şu an Milyonlar harcanarak yapılaması mümkün olmayan“Yaşam Vadisi”; giden, keşfeden, tanıtan yok.<br />
“Kaynana parkı” Fırat’ın en güzel seyir alanı, gören, bilen yok.<br />
Üniversite, EÜAŞ, DSİ, İlçe Jandarma, Orman, Müftülük gibi kurumlar Keban’ın cazibesi ve Cekiciliği en yüksek olan alanlarını işgal etmiş, umursayan yok.<br />
Sanatsal, kültürel, bilimsel tek bir faaliyet yok.<br />
Sosyal hayatı destekleyecek hiçbir kompleks yok. <br />
Turizm destinasyonunu sağlayacak boş zaman faaliyetleri, rekreasyon yok.<br />
Araç girişinin onbinleri geçtiği ilçemde çarşıya giren yok.<br />
Eğitim başlasa, açılacak okul yok.<br />
Alabalık Üretim ve yetiştiriciliğinde Ülkemizin öncüsü olan ilçemizde yirmi yıldır faaliyet gösteren işletmelerin, balığı ve yemi taşıyacak yolu yok.<br />
Altı yıl önce sözü verilen Hastane hala ortada yok.<br />
Beş yıl önce Restoresi başlatılan tarihi Yusuf Ziya Paşa camiinin akıbeti nedir? bilen yok.<br />
Farklı ilçelerde yeni Yüksek okullar açılırken, Keban Meslek Yüksek Okulunun kapatılan bölümlerini önemseyen yok. <br />
Yapılan işçi alımlarını kimin yaptığını, kriterlerin ne olduğunu bilen yok.<br />
Kime, neye inanacağını anlayan yok.<br />
Seçim zamanları durmayan, en önde yürüyen STK’lar ve siyasi parti  Adayları nerede? gören yok. <br />
Siyasete ve şahsiyetlere artık güven yok. <br />
Belki birgün ayağıma dolanır, işime engel olur düşüncesiyle sesini çıkaran yok. <br />
Sesini çıkarıp anlatmak isteyenin bulabildiği muhattap yok.<br />
Unutmadan; Sosyal medyada da boş duran yok.<br />
Kompliman çok ki ne çok..<br />
Yok(luk)ların sayamadığımız kadar fazla olduğu ilçemizde, var olan tek şey bitmeyen hesaplar, çıkarlar, çekişmeler ve umursamazlıklar...<br />
Hırs, öfke, kin, nefret ve düşmanlıklar ilçemize hiç bir şey katmadı/katmıyor.<br />
Tek suçlu siyasiler mi? Hayır. <br />
Bence siyasi birlikten ziyade Toplumsal birliği tesis edemeyen bizlerin payı azımsanmayacak kadar çok.<br />
Çıkar, hırs ve hesapların girdiği yerde akıl, basiret, feraset, vicdan hatta iman bile kalmıyor. <br />
İlçemizin birikmiş bu kadar sorunu dururken, Üç beş vaatte bulunduğu, kayırdığı Muhtarları ve gariban işçileri şikayetçi olması adına şehrin siyasilerine götürüp EÜAŞ Müdürünü göndermek için mesai harcayan, ilçemizin en büyük sorununu(!) çözüme kavuşturmak ile meşgul olan siyasiler de var. <br />
Bu kaçıncı müdür değişimi?<br />
Aldırmak istedikleri bu müdürün suçunu bilmeyenler bilsin, bu büyük sorun! için elinden geleni yapsın lütfen.!<br />
Müdür Ali Burak Yetkin; <br />
Yıllardır jeneratör arızası giderilemediği için kullanılamayan iki trübünü ilk defa, yerli ve milli jeneratör kullanarak faal hale getirmiş.<br />
Sadece o iki tribünün faal hale gelmesi ile Ülkemizin Milli sermayesine milyar dolarları katmış. <br />
Boşa akan milyarlarca metreküp suyu enerjiye yani paraya dönüştürmüş, Devletin kasasına sokmuş.<br />
Yerli ve milli jeneratörlerin diğer barajlarımızda kullanılmasının da önünü açmış.<br />
Tribün onarımı adı altında, yabancı menşeli şirketlere ödenen milyon dolarları devletin kasasında bırakmış.<br />
Genç yaşta ciddi başarılara imza atmış ve Genel Müdürünün, Bağlı bulunduğu Bakanının hatta Cumhurbaşkanınızın övgüsüne mahzar olmuş.<br />
Kesin gitmeli ve hatta hapse atılmalı!<br />
Müdürün gitmesi için uğraşan arkadaşlar; siz kendinizi yormayın. Bu adam buraya birkaç gömlek fazla zaten. İleri düzeyde görevlere yakın zamanda gelir ve burdan gider. <br />
Sizelere naçizane tavsiyem; yıllardan beri biriken şu yazdığım sorunları da bi değerlendirin...<br />
Eğer varsa bir girişiminiz, neden haberimiz ‘YOK!’</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//belki-de-gominist-diyecekler-varsin-desinler/53/</link>
<pubDate>Mon, 19 Jul 2021 15:07:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SUÇLU GENÇLER, NE YAPTIYSA GENÇLER YAPTI!</title>
<description><![CDATA[<p>SUÇLU GENÇLER, NE YAPTIYSA GENÇLER YAPTI!<br />
Gençliğe olan güvenini kaybedenler, dünü ve günü değerlendirmeliler.<br />
Kendini Kamil addeden yetişkinlerimize, genç kardeşlerim adına sormak istediğim sorular var müsade buyururlarsa?</p>

<p>Geçlerin yarınlarına ümitsiz öngörülerde bulunurken dün ve bugün siz nasıldınız diye şapkayı önünüze koyup muhasebe yaptınız mı hiç? <br />
Mesela;<br />
Savaş kararı alıp mazlumların, günahsız kadın ve çocukların ölümüne sebep olan kaç tane Devlet Başkanı genç?<br />
Hükümetlere darbe yapanların, 15 Temmuz’u planlayanların kaç tanesi gençti?<br />
Devlet malını har vurup harman savuran Bakanlar, Genel müdürler, yardımcıları, özel kalemleri, Belediye Başkanları  vs.. hepsi körpe delikanlı mı?<br />
Yolsuzluğa karışanların, eşini/kardeşini kayıranların, İhaleye fesat karıştıranların yaşları kaç?<br />
Gazi Meclis’te kavga edip kürsüde sinkaflı küfürler savuranlar kaç yaşında?<br />
Ahlaksız Kasetleri/kayıtları çıkan Genel Başkanlar, siyasetçiler hepsi genç, değil mi?<br />
Siyaset yerine umut tüccarlığı, hocalık diye din tüccarlığı yapan genç gördünüz mü?<br />
Torunu/çocuğu yaşında hanım kardeşlerimiz ile birliktelik yaşayan aydınlar, sanatçılar henüz buluğ çağında mı?<br />
Ensest ilişkileri ve evlilik olmadan birlikteliği normalleştiren, kültürümüzü yok eden dizilerin kaçının senaristi, kaçının yönetmeni genç? <br />
Bunları yayımlayan kaç tane TV Kanalı gençlerin? <br />
Bakanlık adı altında, Ailelerin Birlik ve beraberliğinin temeline bomba koyanlar mı genç?<br />
Geç olan suç örgütü lideri var mı?<br />
Mafyalaşan devletin, Devletleşen Mafyanın genç mensubu var mı?<br />
Selçuklu, Osmanlı ile gurur duyup Haçlı gibi yaşam sürmediniz mi?<br />
Sorular akla sığmayacak, dile getirilemeyecek kadar çok!<br />
Şimdi de son sorum;</p>

<p>Atalarımızın bıraktığı vatana, toprakları üstündeki maneviyata, asırlar süren saltanata  sahip çıkamamanın müsebbibi kim, Gençler mi?</p>

<p>Bence artık Yurdu kurtaran Gazi havasından çıkın, çıkın da bi yüzleşin kendinizle. Daha sonra  genç nesle ettiğiniz haksızlığı anlayacaksınız.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//suclu-gencler-ne-yaptiysa-gencler-yapti/52/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 13:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SAĞLIK OLMAYINCA</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p font-size:="" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, " trebuchet="">Değerli Canlar uzun bir süredir sizlere  yazamadım, mâlum bahar bahçe işleri, bahar temizlikleri derken bu vakit oldu. Nasılsınız, sağlığınız nasıl. Allah hepinizi yakınlarınızı korusun. Bu salgın illet çok kötü. Benim de yakinen tanıdığım genç arkadaşlarımı aldı götürdü ne yazıkki. Zaten koruyorsunuzdur kendinizi ama ben de bir kere daha yineleyeyim ne olur ellerinizi temiz tutun, maskeyi ihmal etmeyin. Sağlık olmayınca dünya senin olsa ne fayda.<br />
  Dostlarımıza sarılmayı, onlarla oturup kalkmayı özledik. Ne büyük bir nimetmiş gel bir kahve içelim demek, onlarla sohbet etmek korkmadan.Birbirimizden paranoya derecesinde şüphe eder olduk ,karşımızdakini korumaktan gayri ya bize bulaşırsa korkusuna kapılıyorum ister istemez bencilce. .Doya doya temiz hava almak ,maskesiz dolaşmak,sağlıklı günlerde eşle dostla buluşmak diliyorum.Düğünlerini ağız tadıyla yapamayan gençler ,işyerini açamayan esnaflar,doktora herhangi bir rahatsızlığından  dolayı gidememeyen insanlar ne olacak böyle. Okuduğum bir makalede bir çok insanın doktora gidemeyip bu nedenlede kaybının olduğuydu ve çok üzücü bir durum.<br />
 Medyada bir çok şey okuyoruz ,insan eliyle üretildiği şeklinde, ama  ne olursa olsun az kaldı eminim , biz kendimizi KORUYALIM, hijyene dikkat edelim de tevekkül Allah'tan diyelim. İnşaallah kayıplarımız olmadan atlatalım sevdiklerimizin sağlıklı haberlerini alalım , dostlarımızın sağlıklı haberlerini alalım.<br />
  Fırat kenarında oturalım,,Nallı ziyarette oturalım. Güzel Keban'ımızın güzel barajını Yeni açılan Seyr-ül Keban'dan izleyelim. Keban esnafı da cok mağdur oldu bu hastalıktan, inşaallah eski günler geri gelir ve çok daha iyi günlerde herkesin yüzü güler.<br />
    Pandemi de yaşananlar umarım hepimize dostluk adına insanlık adına pozitif duygular kazandırmıştır. Bu gün varız yarın yokuz hasebiyle her neye inanıyorsanız, inandiklariniza bir vefa katın insanlık katın. Ben HAC sevabının kapımıza kadar geldiğine inananlardanım. Yardım etmeniz gerekiyorsa herhangi bir şeye asla imtina etmeyin. Emin olun en iyi şekilde size geri dönecektir. Ben çok yaşadım birebir. Sizlerin de yaptığınız karşınıza gelsin. Emeklerinin değerlensin.</p>

<p font-size:="" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, " trebuchet="">Ne derler ; iyilik yap iyilik bul ,iyilik yap at denize ,balık bilmezse El-Hâlık bilir diye.<br />
 Sağlıklı ve huzurlu bol nasipli günlerde buluşmak dileğiyle<br />
Canlar...<br />
  Sözleri sonradan beğendiğim bu şekline gelen çok beğendiğim bir söz ile yazımı bitiriyorum.<br />
   " halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet-i cihanda bir nefes sıhhat gibi".....</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//saglik-olmayinca/51/</link>
<pubDate>Thu, 20 May 2021 09:34:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DOĞAYA BİR NOT DÜŞÜN</title>
<description><![CDATA[<p>Doğaya bir not düşün.<br />
    Merhabalar değerli okurlarım..Sizlerle yapmaya çalıştığım bir güzel işten bahsedeceğim. Ki bu bahsedeceğim  konu eğer anlamını bulur da herkes elinden geldiğince uyarsa , neler olur neler. Bir yazı okumuştum yediğiniz meyvenin tohumlarını atmayın,doğaya bir yerlere bırakın,imkanınız varsa gömün , size en güzel şekilde dönecektir diye. Ben de bu güzel yazıyı kendime güzel bir uyarı olarak alıp,her şeyin tohumunu biriktirmeye başladım becerebildiğimce. Bir iki yere yürüyüşlerimde bıraktım  , merakla bekliyorum sonucu.İnşaallah fidelerin çıktığını görürsem buradan sizlerle paylaşmayı diliyorum.Kendiliğinden doğada çıkan herşey o iklime ayak uydurabiliyomuş,gelişmesinde de sorun olmuyormuş . Sabır ,her şeyde sabır ,acı da sabır, iyi  günde kötü günde sabır,  bu sabrın muhakkak Yaradan'ın mükafatı ile ödüllendirdiğine inanırım . Yani insanın doğaya ektiğininde sonucunu görüp,  mükafatını göreceğine inanıyorum.Elimizden geldiğince doğaya bu konuda YARDIMCI olmalıyız . " Resulullah Efendimiz bir  taraftan mevcut bitkileri muhafaza ederken,diğer taraftan da çevreyi yeşillendirmeye teşvik ediyorlardı,Bir defasında şöyle buyurmuşlardı.  "KIYÂMET KOPUYOR OLSA ve BİRİNİZİN ELİNDE BİR FİDE BULUNSA  , KIYÂMET KOPMADAN ONU DİKEBİLİRSE BUNU HEMEN YAPSIN  "  ( Ahmed,III, 191,183)<br />
Peygamber  Efendimizin  bir diğer hadis-i şerifleri de ağaç dikenler için bir müjde niteliğini taşır. " BİR MÜSLÜMAN HERHANGİ BİR AĞAÇ VEYA BİTKİ DİKERSE ,ONDAN YENİLEN ŞEY KENDISI İÇİN SADAKADIR ,ONDAN ÇALINAN ŞEY KENDİSİ İCİN SADAKADIR ,YABANÎ HAYVANLARIN YEDİĞİ ŞEYLER SADAKADIR,KUŞLARIN YEDİĞİ SADAKADIR,BIR KİŞİNİN ONDAN ALIP EKSİLTTİĞİ ŞEY DE KENDİSİ İCİN SADAKADIR . " ( Müslim ,Müsâkât , 7 )  Bu güzel nasihatleri okuyup ta uygulamamak olurmu canlar. Bu kadar her yönden getirisi güzel olan bir eylemi gerçekleştirmek hiç kimse için zor olmasa gerek. Bir çok yerde okuduğum kadarıyla dinimiz gereği de yetişen bitkiye ,ağaca zarar vermenin ne kadar yanlış , aksine artırmanın ,çoğaltmanın  insanca bir meziyet olduğunu  ögrendim. Doğayı korumak kadar beslemek gerekir biz insanlar tarafından.Bulunduğum köyde yer yer bademlerin  çedenelerin kendiliğinden nasıl çıkıp yaşama tutunduklarını  ,bir minik sincabın yemek amacıyla gömdüğü ama unuttuğu tohumların sayesinde doğa nasıl yesillendigini görüp , bizlerinde gayreti ile daha da güzel olacaktır eminim . Eşim bulunduğumuz yerde ağaçlandırma çalışmalarına çoğu zaman tekbaşına ,bazen de arkadaşlarının yardımıyla devam ediyor Ben de kendimce anlattığım şekilde uğraşacağım inşaallah başarıya ulaşırız birlikte. <br />
  Biz yol kenarlarına ve o yöreye  ve şahsa ait olmayan  her yere bunu yapacağız. Sizler de köyünüze, yürüdüğünüz yollarınıza bir ağaç ,bir tohum dahi ekseniz ,hadislerdeki güzelliği yaşamazmısınız .<br />
   İlçe Tarım Müdürlüğümüzün ağaçlandırma çalışmalarına son derece yardımcı oldukları,bu fidanlarada ücretsiz ulasabileceğinizi bu konu da danışıp,köyleriniz de  ,çevrenizde bunu yapabileceğinizi de  söyleyebilirim .<br />
     HAYDİN HEP BİRLİKTE  BU SEVABA NAİL OLALIM CANLAR. OLANI KORUYALIM,DOĞAYI BESLEYELİMKİ ,ODA DÖNÜP BİZİ BESLESİN.<br />
     Ne demiş değerli doğa dostu ozanımız  Âşık Veysel ŞATIROGLU  " BENIM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR ." Yarın toprağın karnını ,ekin tohumu ,O sizi meyve ile ödüllendirsin. .<br />
   Hepinize sağlıklı,huzurlu,doğası tertemiz   ,yemyeşil ,yaşanılası bir  dünya diliyorum.<br />
 <br />
Not : Ağaç hakkındaki dini bilgilere internet sitelerinden ulaşabilirsiniz.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//dogaya-bir-not-dusun/48/</link>
<pubDate>Wed, 21 Apr 2021 00:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DOSTLUK</title>
<description><![CDATA[<p><br />
 Bu yazımı dostluklar üzerine yazmak istiyorum değerli canlarım . Sıkıntının büyük olduğu bu günlerde ,içten  ve sağlam dostluklara o kadar çok ihtiyacımız varki . buna eminim ki herkes hem de çok diyecektir, evet , hemde çok ihtiyacımız var. Rahmetlere garkolsun canım Babam dostluk üzerine bir benzetme hikaye anlatmış çok etkisin de kalmıştım.Kendisi çok sıcakkanlı, kendinden büyük ya da küçük her yaşa SEVGİYLE ,hoşgörüyle yaklaşan,gerçekten yaslanacak bir omuz,içten bir kişiliği vardı.Bu nedenle çok seveni vardı.Çocuklarının sevgisini de korkutarak değil,onları sayarak ,severek kazanmıştı.Sevgisini kaybetmeyelim diyeydi bütün çabamız,dürüstçe davranışlarımız.Çevresine olan dostluğu dürüstlüğü , anneme olan sevgisi saygısı,hep bizim örnek aldığımız davranışlar oldu. Gelgelelim  anlattığı hikayeye. Belki bir çoğunuz aynı hikayenin değişik bir şeklini  biliyorsunuzdur. <br />
        Ormanda bir tilki ile bir yılan dost olmuşlar .Yedikleri, içtikleri ayrı gitmiyormuş . AMA tilkinin içindeki bir his,bir huzursuzluk , hiç rahat bırakmıyormuş kafasını, haksız da değilmiş hani.Hikaye bu ya,yılanda tilkinin kurnazlığını bilip gördüğü için o da bir takım düşüncelere kapılıyor -Bu tilkiye güven olmaz, bir gün bir yerde bir kurnazlık yapar ,ben de bundan zararlı çıkarım ,onun için dikkatli olmalı ve  lehime sonuçlandırmalıyım  durumu diyormuş.O bana oyun oynamaya kalkarsa bende ona öyle bir şey  yaparımki derken , bir gün bir akıntısı yüksek bir derenin kenarına gelmişler ve karşıya geçmeleri gerekmiş.Yılanın kafasında sinsi planlar ,tilkinin kafasında hissettiği huzursuzluk nedeniyle planlar. Karşıya geçecekken ,yılan tilkiye demiş ki - tilki kardeş ben sudan geçerken senin sırtına sarılabilirmiyim.Tilki HAH demiş,tam da hissedip düşündüğüm gibi, benim hakkımda bir iyilik düşündüğünü biliyordum,insaallah yanılmışımdır  - tabiki demiş,ama kayar suya düşersin, onun için kafanı ağzıma alayım ki seni tutabileyim .Yılan bir sevinmiş , hah demiş çok iyi oldu bu,bende dilinden ısırırım,kurtulurum bu kendini akıllı sanan kurnazdan.Karşıya geçerken suyun ortasında tilki yılanın hamlesini farkedip kafasını ısırıp koparmış.Karşı kıyıya ulaştıklarında yılanı çimenlerin üzerine dümdüz uzatıp - Ben demiş dostluğu böyle isterim,öyle bir sağa bir sola kıvrılarak dostluk olmaz!!  Evet ,dostluklar,yalın ,temiz ve ,katıksız olmalı.Insan kendine dost ise karşıya da dosttur.Çünkü önce kendini , önce insan ,önce güvenilir,önce yarı yolda bırakmaz bir kişilik olarak terbiye etmeli , sonra da dostluk verip dostluk alabilmelidir.<br />
   Herkes dost,herkes güvenilir  diye beklentiye girmek gerekmez.O bulur zaten sizi.Her derdine derman olan,hiç bir olumsuzlukta seni bırakmayan , iyi bir dinleyici olan arkadaşlarınızı bırakmayın.Çok zor bulunur gerçek dost çünkü . Ben yaşantım boyunca beni saatlerce dinleyip en iyi nasihatler yapacak dostlar edindim.Çalıştığım ortamdan,komşuluklarımdan , gittiğim , dahil olduğum sürekli faaliyet gruplarından  öyle güzel dostluklar edindim ki ,iyiki hayatımdalar.DOST YA OLUNUR ,YADA OLUNMAZ. ORTASI YOKTUR.DOSTLUK DÜMDÜZDÜR.INSANA HEP OLUMLU DÜŞÜNDÜRÜR , DOSTLUK KUSUR ARATTIRMAZ  O KUSURU ELBİRLİĞI İLE BİTİRİR.<br />
  Yaşamı güzel kılan huzurdur,sağlıktır , ele güne muhtaç olmadan yaşamaktır.AMA bunlar ile birlikte  derler ya  BİZE GİDELİMDİR,GEL BİR ÇAY  IÇELİM BERABER DİR, BU YEMEK SİZSİZ BOĞAZIMDAN GEÇMEDİ DİYEBİLMEKTİR. Yemek ne alaka bu durumla dediğinizi duyar gibiyim .Babacığım yeme ile içme , ile dost olunmaz diye bir söz var kızım demişti, birilerinin hesabına böyle geldiği için bu laf böyle gelip böyle gitmiş ,ama dost ile yiyip içtiğinde tadı başka olur o sofranın ÇÜNKÜ BUDANAN AĞAÇ GÜMRAHLAŞIR,BEREKETLENİR.  Onun için dostlarından sofranı esirgeme,bu dostluğun perçinidir derdi. Ben de çok inanıyorum buna.Soframız dolu olsun , olsun ki onlarla birlikte yemek nasip olsun.<br />
  GÜVENDİĞİNİZ ,BİRLİKTE GÜZEL ANILAR BİRİKTİRECEĞİNİZ ,GERÇEK ANLAMDA DOSTLARINIZ ÇOK  OLSUN. SEVGİLER ,DOSTLUKLAR SİZLERI HİÇ BIRAKMASIN.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//dostluk/46/</link>
<pubDate>Thu, 08 Apr 2021 22:17:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YEDİ YIL'DA ELLİ YIL GERİYE BÜYÜK BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ </title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px; background-color: rgb(255, 255, 255);">ilçemizmiz'deki onlarca  sorunların  bir kaç tanesine değinmek istiyorum. İlçemiz Elazığ'ın ve hatta ülkemizin en güzel ilçelerinden bir tanesi maalesef son yedi yılda tabiri caiz ise elli yıl geriye gitti .Örneğin yedi yıl önce, ilçemizin su arıtma tesisi var iken mevcut yönetmin ilk icraatların dan biri var olan arıtma tesisini yıktı. Maalesef vaat etikleri arıtma tesisi kağıt üzerinde projeden öteye geçemedi. Şu anda ilçe evlerine Keban Baraj gölünde içilmez virüslü su halka verilmektedir. Bu kirli ve virüslü suyun, içerisinde oluşan iki tür bakteriden insan sağlığını ciddi şekilde etkileyen hastalıklara sebep olmakdadır. Özellikle son yıllarda artan bağırsak hastalıkların'dan tutun da, kanser vakalarına kadar. Maalesef ilçe halkının gözlerinin içine baka baka suyumuz temiz içile bilinir diyiyorlar! Biz bir kez daha buradan yetkililere hodri meydan diyiyoruz, halkın gözlerinin önünde uzmanlar tarafından suyun analizlerini yaptıralım, kim doğru kim yalan söylüyor çıksın ortaya. Bu sonderece hayati bir mevzu. İkinci büyük sorun ilçemizin on ayrı yerden gelişi güzel dere yatağına veya Fırat nehrine hiçbir önlem ve arıtma sistemi olmadan ilçenin tüm kanalizasyon(tuvalet,lağam)günlük ihtiyaçlarda kullanılan bulaşık banyo vs.suları ise maalesef gelişi güzel Fırat nehrine verilmektedir. Özellikle çay denilen dere yatağına verilen bu kirli mikroplu sular yaz aylarında çaya, dereye yakın mahallelerde kötü koku ve bakteri artışı ve sivrisinek artışı baş göstermektedir .</span><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px; background-color: rgb(255, 255, 255); white-space: pre;"> Ü</span><span style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px; background-color: rgb(255, 255, 255);">çüncü büyük sorun ise ilçemizde son yıllarda gelişi güzel binalar yapılmakta olup özellikle çok katlı olması nedeni ile ilçemizin genel görümünü bozduğu gibi ne çevre düzeni,</span>ne oto parkı, ne oyun alanı var. Hatta ve hatta yola sıfır binalar  inşaa edilmekdedir. Bu sorun beraberinde çok büyük sorunlara sebep olacakdır. Örneğin hali hazırdaki kanalizasyon alt yapısı yetersiz ve ciddi şekilde sorun olacakdır. Ayrıca kış ayların da özellikle elektirik alt yapısı kaldırmayacaktır, yarın trafo patlammaları, elektirik kesintileri sık sık olacaktır. Bir ülkenin ilçesi gelişmesi için öncelikle saymış olduğum bu sorunların çözülmesi şarrtır. Seçilmiş olan Sayın yetkililerden ricamız, bir an önce bu sorunlara kafa yorup çözüm bulmalarıdır. Maalesef ilçemiz'de hiç bir şey güllük gülistanlık değil. Sizlerde biliyorsunuzki yedi yılda cennet ilçemiz tabiri caiz ise yıkıma geldiniz. Kendinizi kandırmayın, ilçemizdeki tüm sorunların takipçisi olacağız, olmaya devam edeceğiz.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//yedi-yil-da-elli-yil-geriye-buyuk-bir-basari-oykusu/45/</link>
<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 12:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>UMUDUM MAVİ SULARDA</title>
<description><![CDATA[<p>Kalın bir karton kutuyu masaya koydular. İçine bakıyorum. Çenelerinin altından başlayarak karın bölgeleri ve yüzleri kırık beyaz, sırt, kuyruk ve kafaları sarı sarman, birbirlerinin tıpa tıp aynısı iki kedi. Büyük olan anne olmalı, küçüğü oldukça çelimsiz. Annenin renkleri daha parlak ama her iki kedinin de sokak kedisi olmadığı aşikar. Karton kutudan çıkarınca yavru kedinin hafif hafif sendelediğini, kafası eğik, bir suç işlemiş gibi annesine korku dolu bakışlarla baktığını ve ondan uzak durmaya çabaladığını farkediyorum. Daha da dikkatli bakınca yavru kedinin sol arka bacağı ile karnının birleştiği yer ve boyun bölgesinde derin iki yara görüyorum. Karın bölgesindeki yara o kadar derin ki, iç organlarını görelebiliyorum neredeyse. İçim sızlıyor. </p>

<p> ‘’Bu yavru kediyi tedavi ettirmem lazım’’ diyorum. Kafamı kutudan kaldırıp, kutuyu masaya bırakanlarla göz göze geliyor ve donuk yüzlerinde bir ifade arıyorum. Gördüklerini duymuyorlar! ‘’Yakında bildiğiniz bir veteriner var mı?’’ diye soruyorum. Yüzlerde ısrarlı bir tepkisizlik.<br />
Yavru kediyi kucağıma alıp çıkıyorum. ‘’Kim, neden yaptı bunu? Keşke kediyi taşıyabileceğim bir kafes olsaydı... Şehirde veteriner var mıydı? Birine sorsam mı?’’ Bir yandan kendi kendimle konuşuyor bir yandan da şehrin bomboş sokaklarında yürüyorum.  <br />
Çok da uzun olmadı fark edeli yaralarımı ve içimdeki ölü yavru kediyi. Biri diğerinin nedeni mi, müsebbibi kim bilmiyorum. Ne zaman anneme ya da aynı evde yaşadığımız bir kediye yaklaşırsam, tüm bedenimi dayanılmaz bir acı kaplardı da bir anlam veremezdim. Kimseye dokunamazdım. Bu dertten midir? Bilmem. Fark edememişim ne yaralarımı, ne de içimdeki ölüyü. Ta ki tüylerim kana bulanıncaya dek.<br />
Gündoğusundan günbatısına doğru, geniş ovada yürüyorum. Leylaklar açtığında doğan Nurettin Orhan’dan hatıra üzüm hevengli Çayda Çıra heykeli,  Eski Şehrin  kurulduğu yüksek tepe ve onun da gerisindeki mor dağlar çok uzakta şimdi. Küçük tepelerdeki üzüm bağlarını, öbek öbek kayısı ağaçlarını, küçük dere boylarında seyrek söğüt ve kavak ağaçlarını, tarlalarda buğday firezleri ve kavun tarlalarını geçiyorum. <br />
Ovanın kuzey batı ucunda sarp, çıplak ve kayalık, omuz omuza boz dağlar karşılıyor beni.  Dağların arasındaki gizli bir geçitten geçince derin bir vadide buluyorum kendimi. Kendimi bildim bileli sıklıkla yoldaşım olan korku, vadinin bir yerinden karşıma çıkıp beni yolumdan eder endişesi ayaklarıma dolanıyor. Önce cılız, ilerledikçe çağıldayan dereyi izleyerek kovmaya çalışıyorum kafamdaki kokuşmuş o düşünceyi. <br />
Dere boyunda taş ve kerpiç duvarlı toprak damlı evler oldukça seyrek. Güneş, evlerin bahçelerinde domates, biber fideleri eken insanların yüzlerine yoksulluğun, çaresizliğin, ve acının resmini derin fırça darbeleriyle nakşetmiş. Korku, sarp dağların tepesinde, kucağında yaralı yavru kedi taşıyan beni, aşağılayan, ezen bakışlarla izliyor. Kucağımdaki kediye doğru eğilerek bedenimi ve kediyi gizlemeye çalışıyorum. Bedenimin kontrolünü kaybetme endişesi yakama yapışıyor. Çenemde başlayan titreme, tüm vücuduma yayılıyor.<br />
Vadinin sonunda, derenin suları, sessizce koca bir nehrin akıntısına kavuşuyor. Nehrin kıyısını dikine kesen, küçük bir tepenin güney yamacına kurulmuş kasabaya, tam  göğsümün üstüne gelip de oturan bir endişe ile giriyorum. <br />
Taş sokaklar, taş ve kerpiç duvarlı, oyuklu saç çatılı ve toprak damlı evler, dut ve kavak ağaçları, kasabanın üstüne düşen dağın gölgesi, sessizce akan nehir ve kıyısındaki balıkçı barınakları, defalarca okuduğum bir kitabın satırları arasında geziniyormuşum hissi veriyor bana. Hatırlamaya çalışıyorum. Hafızamdakilerle eşleşen görünütüler arttıkça içimdeki endişe, vücudumu esir alan, koyu bir sıkıntıya evriliyor. Belki tanıdığım birileri çıkarsa, biraz olsun rahatlarım diye etrafa bakınıyorum. Yok! Kimse dönüp bakmıyor... <br />
Kasabanın yoksul mimari dokusu içinde ayrık otu gibi duran, hükümet konağı olduğunu tahmin ettiğim, üç katlı gri bir binanın da olduğu geniş caddenin sonunda, kapısında Belediye Veterineri yazan iki katlı taş binayı görüp içeri giriyorum. Kapıda görevli ile karşılaşıyorum. Geliş nedenimi anlamış olacak ki hiç bir şey sormadan yeşil örtü kaplı geniş masayı işaret ediyor. Yavru kediyi üzerine bırakıyorum. Gömleğim ve kedinin tüyleri kan içinde. Hiç bir şey söylemeden sokağa atıyorum kendimi.  <br />
Evde biz bizeyken pek konuşulmazdı. Ancak oldukça seyrek de olsa, misafir gelince, temmuz güneşi doğmuş gibi sımsıcak olurdu her yer. Ev halkı hırlamadan, mutlu bir şekilde birbirleriye ve misafirlerle mır mır konuşmaya, patilerini ve tüylerini yalamaya başlardı.  O an içimde küçük dereler akar, sıkıntıdan ve  acıdan  eser kalmazdı.  <br />
Yuvamız, şehrin dış mahallelerinden birinin, toprak yollarında yaz kış akan kirli sularla, ekşi ekşi kokan dar sokaklarından birindeydi. Gelenimiz gidenimiz olmadığı gibi biz de pek uğramazdık kimselere. Bunun nedenini, şehrin bu kadar dışını mesken tutmamızdan ve sokağımızın pejmurde halinden kaynaklandığını düşünür, yabaniliğimi ve içimdeki acıyı biraz da bununla ilişkilendirirdim.<br />
Sokağa çıkıp kasabayı dikine kesen dar taş sokaklardan tepeye tırmanıyorum. Tepenin üstü traşlanmış ve düzüne de bir park kondurulmuş. İçindeki ağaçlar, çiçekler, bekçi kulübesi, kır kahvesi ve bahçe başka bir dünyadan koparılıp da buraya oturtulmuş gibi. <br />
Kasaba, tepenin güney yamacına kurulmuş. Tepenin kuzey yamacı, oldukça sarp ve tam da karşısında insanı hayrete düşürecek azamette bir baraj gövdesi duruyor.<br />
Tepedeki parka belediyenin koymuş olduğu piknik masalarından birine oturuyorum. Yürüdüğüm yol, bu kasaba... Gerçekliği kaybetmiş gibiyim. <br />
Bir yanımın eli boğazımda, sıktıkça sıkıyor, nefessiz bırakıyor beni. Diğer yanım tatlı bir serinlik içinde. Yarım kalan, yaşayıp da hissedemediğim bir yaz akşamını, tam da bıraktığım yerden yeniden yaşamam gerektiğimi fısıldıyor kulağıma. Mazide kalan, lakin, tenime işlemiş bir hesabın peşinde, hesap vermeden, önemsemeden geçip gidenler ve kaybettiklerim geçiyor gözlerimin önünden. Karanlık bastırıyor. Uyuyakalıyorum. <br />
Lise yıllarımdı. Yazları evden kaçabilmek için her yıl bir dersten bütünlemeye kalır ve eylüldeki sınav öncesinde arkadaşlarımla birlikte ders çalışacağız yalanıyla bir kaç haftalığına bu kasabaya gelirdim. Aynı okuldan iki arkadaşım da yazlarını bu kasabada geçirirlerdi. Keyiften değildi tabiki. Benim de şehir merkezinin güneydoğusundaki o kasabada yazlarımı geçirmem gibi, onlar için de bir mecburiyetti bu. <br />
Büyük kayanın dibindeki kahvehanenin bahçesindeydik. Barajın kapaklarından taşırılan suyun, kasabayı serinlettiği bir yaz akşamıydı. Bir yandan önümüzdeki dondurmaları kaşıklıyor bir yandan da yüksekçe bir sehpanın üzerindeki metal kasanın içinde duran televizyonda film izliyorduk. Televizyonun sesini okey, tavla, domino, iskambil kağıdı oynayanların bağrışmaları bastırıyordu arada. Gözümüz televizyon ekranında, pür dikkat filmin sesini duymaya çalışıyorduk. Uzun süre hapis yatmış, yaşamının en güzel yılları elinden alınmış, işkencede bir kolu sakatlanmış aktör, omuzlarındaki acılarla Ege’de bir sahil kasabasına gelir. Zeki Ökten, Ses filminde, oniki eylülün sakatladığı filmin baş aktörüne, Ege’nin mavi kıyılarında derman arattırır, yaralarını maviye boyayarak iyileştirmek ister gibidir. Baş aktör, kaçmaktan ziyade, kaybettirilen insanlığını bulma arayışındadır. Lakin celladına tam da  o sahilde rastlayınca, sağaltmaya çalıştığı ruhundaki yaraların, kolunun sakatlığının ne kadar ötesinde olduğu çıkar ortaya.  <br />
Güneşin ilk ışıkları ile uyanıyorum. Dar sokaklardan aşağıya, kasabanın çarşısına doğru yürüyorum.  Kasabanın sokakları henüz boş, evlerin pencereleri kapalı ve perdeleri örtülü. Ama neredeyse bütün evlerin kapıları açık. Envai çeşit ve renkte tül ve bezden perdeler, kapılarda rüzgarda dalgalanıyor. Kopmak zorunda kaldığım o kadim topraklarda, gün ışıdıktan sonra açılan kapıdan bereket girmez der, gün ışımadan evlerimizin kapısını açar ve açık bırakırdık yaz kış demeden. Sokaklarda ‘’Bereket’’ dediğimiz o gizemli varlığı arıyor gözlerim bir yandan, o günleri anarak.<br />
Belediye Veterinerinin önündeyim. Yavru kediyi hatırlayıp içeri giriyorum. İşte! Kafeslerden birinin içinde. Dün kanlı bıraktığım tüyleri temizlenmiş. Yara bölgelerindeki tüyleri tıraşlı, yaraları kapatılmış. O yanındaki annesi mi? Şaşkınlık içindeyim. ‘’Anne kedi buraya kadar nasıl geldi?’’ diye söyleniyorum. Kedilerin evlerinden ne kadar uzağa bırakılırsa bırakılsınlar, evlerine geri dönebildiklerini duymuştum da...Bu da ne şimdi?  <br />
Kafese yaklaşıyorum. Anne kedi olduğunu sandığım kediyi daha yakından görmek için yavru kediyi kafesten çıkarıp kucağıma alıyorum. Yavru kedinin yanındaki kedi, karton kutuda gördüğüm anne kedi değil. <br />
Eğer beni önemseselerdi, beyhude bir şekilde yaşamın anlamını başkalarınının şefkat dolu olacağını umduğum kollarında aramazdım, belki de bu kadar derin yaralarım olmazdı. <br />
Beni, o karton kutudan aldıklarında, ne varsa düne dair, tam da orada bıraktım. Yaralarım sarılıp sarmalanırken, yüzünü, kokusunu tanıdığım kimse yoktu yanımda. Lakin geçmişime dokunulmadan sarmalanan yaralar sağalır mı? <br />
Ya içimdeki ölü? Onu toprağa gömemeden, onunla hesaplaşamadan, sebep ben değilim diye haykırmadan, içimdeki irini akıtamadan, yüreğimdeki yıkık duvarları nasıl çıkarım yeniden?<br />
Dünyanın bu ucunda mavi sular akıyor onca ağır yüküyle. Sırtında yıkadığı dağların, ovaların, ağaçların ve insanların özlem ve hüzünleriyle, dağların arasında yankılanan tatlı bir  uğultu bırakarak. Daha düne kadar içinde sürüklendiğim zaman tünelinde hissedemediğim, anlamlandıramadağım bir şey var renginde, uğultusunda. Umudum mavi sularda. Beni de yıkasa, temizlese...Dağlara, ovalara, vadilere dokunduğu gibi sabırla ve hiç bırakmadan. Arınabilir miyim, tüm kokuşmuş korkularımdan, dünden kalan yaralarımdan?<br />
Kaçacak, göçecek başkaca da bir yer kalmadı. Ya bırakacağım her şey üstüme düşecek ya da olanı biteni inkar edip, korkunun karanlık sularına, eski bir sunağa, tekinsiz bir kurban gibi sunacağım kendimi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//umudum-mavi-sularda/43/</link>
<pubDate>Wed, 10 Mar 2021 17:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DOĞA VE İNSAN</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;">Çevre duyarlılığı geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır.Hava ,su,toprak ve tüm canlıların yaradılışın <br />
da bir sebep vardır.<br />
Kurdun,kuşun, çakalın kedinin ,köpeğin uçan ,yüzen... tüm canlıların yaratılmasında bir sebep vardır,içinde yaşadığımız doğanın tamamlayıcısıdırlar. Bir hikaye okumuştum,hamam böceği ile ilgili,bir çocuk ,hamam böcegi niye olmuş ki , niye varki gibi söz edince gece rüyasına girmiş, hikaye bu ya,o böcekten ilaç yap ,yarası iyileşmeyen şu kişiye ver diye bir ses duymuş.Her yaratılan  doğanın tamamlayıcısı ,bir parçasıdır.Bu nedenle doğayı olması gerektiği gibi bırakmalı dengesini bozmamalı, bizden sonraki nesillere sevgi ,saygı ile tertemiz bozulmamış haliyle bırakmalıyız.Dogayı oldugu gibi sevmeli ve korumalıyız.<br />
    Çevre duyarlılığı önce çekirdek aile de başlar,hemde iliklerine işler insanın,öğrendiğin hep seninledir artık. İyi bir eğitim alırsan ailenden ,bundan hem doğa hem insanlık payını alır.Ama duyarsız aldırış etmeyen bir eğitim alırsan ömür boyu zararlı bir  şahsiyet olur cıkarsın.Anı ve günü kurtarmak, öngörüsü olmayan düşüncesiz insanların işidir.<br />
Çocuklarımı yetiştirirken bu konuda başarı sağladığımı düşünerek bir anımı anlatayım. Kızım alışverişten sonra iş çıkışına yakın yanıma gelmiş,birlikte çıkmıştık eve gitmek üzere.Trafikte karşıya geçmek için yaya geçit yolunun kapanması nedeniyle refüjün üzerine çıkmak zorunda kaldık refüjün üzerinde  bekliyoruz,yeşil yandı geçmek ne mümkün.O an önümüzde yaya geçidinde duran aracın içindeki kişiye takıldı gözüm.Hava sıcak,güneş tepemizde,beyefendi başında şapka,ayağında şort,müzik bir yandan,elindeki dondurmanın ambalajını soyup pencereden dışarı,ayağımızın önüne attı.  Kızım benim duyarlılığımı ve tepki göstereceğimi bildiği için sıkıca kolumu tuttu,hani anne bir şey söyleme der gibi,gel de söyleme,yaya geçidinde duruyorsun ve sadece dondurma yemeye odaklanmış birde çöpünü dışarıya atıyorsun. Ben yerden attığı çöpü alıp arabanın içine attım ve bir daha çöpünü arabadan dışarıya atma,yaya geçinde de durma,tampon tampona durmussun geçmeyecekmi bu yayalar,yetmezmiş gibi birde cöpünü atıyorsun dışarı.Yüzüme bakmadan tamam deyip arabanın camını kapattı.Bireysel olarak yere tüküren çöp atana kesinlikle uyarınızı yapın.ne olacak ki demeyin.Bulunduğum semtte atılan sigara izmaritlerinin logar girişlerini tıkadığını çok kereler  gördüm.En küçük çöpün bile bize geri dönüşümü çok kötü olabilir. Doğanın dengesi bizim ellerimizdedir.Hepiniz farkındasınızdır,hava şartlarının ne kadar  değiştiğini.mevsimlerin ters yüz olduğunu hep birlikte görüyor yaşıyoruz.Yaşadıklarımız bir rastlantı değil,biz insanların doğayı kötü ve dikkatsiz kullanmamızdan kaynaklanıyor.Hepsi birbirinin tamamlayıcısı.Bizim yaptıklarımızın yansıması maalesef .<br />
  <br />
 Çevreyi temiz tutmak demek ,bir kirliliği başka bir kirlilikle kapatmak değildir ki bu şuna benzer , eviniz de temizlik yaparken çöpü halının altına süpürmek gibidir. Ayıbımız çıkar meydana.<br />
Çevremize , yaptığımız herşey ,her zaman iyisiyle kötüsüyle karşımıza çıkar.</span></p>

<p><span style="font-size:14px;">Çevre koruma usulüne,kuralına göre olmalı,sonuçları her zaman insanlık adına pozitif sonuçlar getirmelidir.Çünkü sağlık , huzur, iyi bir yaşam , kurallara uymakla ,sorumlulukları usulune uygun yerine getirmekle  olur.Yani kurallara uyuyormuş gibi yapmakla sadece kendimizi kandırırız, DOĞAYI ASLA. BİR GÜN GELİR HEM BİZİ MAHCUP EDER,HEM DE ÖÇ ALARAK PİŞMAN EDER. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakınız...</span></p>

<p><span style="font-size:14px;">  </span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//doga-ve-insan/41/</link>
<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 22:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YALANCI BAHAR</title>
<description><![CDATA[<p>  Sevgili okurlarım,değerli canlarım,bir bahar havası hüküm sürüyor.Neredeyse ağaçlar uyandı uyanacak ,bir taraftan kar yağacağı haberleri geliyor,bir taraftan  bahar havası içinde yaşadığımız bu günler ,  inşaallah zarar ziyan vermeden normal haline döner. Dua edelim kar yağışı bol ve afetsiz olsun.Dua edelim bereket olsun,sağlık olsun,huzur olsun.</p>

<p>    Her kar yağdığında ,soğuk olduğun da, ayaz olduğun da,dışarıda yaşamak zorunda kalan kimsesizler için ,benim içim üşür.Bazen dua,bazen de Rabbim fırsat verir beni rastlaştırırsa elimden geleni yapmaya çalışırım...<br />
  Anacığım kapıya gelen bir canı asla  boş göndermez, misafirine yaptığı muameleyi , hizmeti  bu canlara da yapardı,.Yemeği varsa,hazırsa muhakkak karnını doyururdu.<br />
 Yine böyle kar,tipi babacığım kızkardeşimle beni okuldan alarak iki yanına  almış, başımıza da yüzümüzü de   kapatacak  şekil de tülbent dolamıştı  ,tipinin iğne gibi batan savruntusu bizi rahatsız etmesin diye.Eve geldiğimiz de sobanın yanın da beyaz sakallı yaşlı bir amca , üstünde yorgan ,, oturmuş ,önünde de yine özenle hazırlanmış bir yemek tepsisi. Sıcacık çorbasından içerken evin sahibi gibi bir sahiplik duygusu için de bize hoşgeldiniz deyişi hiç unutamadığım ve iyi bir ders aldığım en güzel anılarımdan biridir.Bize hikayeler anlattı.O gün gece misafirimiz oldu.Sabah ta kahvaltısını yapıp gitti.Annem her zaman erdemi,iyiliği bize yaptıklarıyla gösterdi,çünkü benim de inandığım ,yaşamımız da rastladığımız bu gibi durumlar,Yaradan'ın bize iyilik yapmak için verdiği fırsatlardır.Asla duyarsız kalmadan,hertürlü her şartta fırsatlar dogar ,yeterki değerini bilip bu zamanları değerlendirmeyi bilelim.Asla imtina etmeden önümüze çıkan her türlü fırsatı imkanlarımız dahilin de değerlendirelim.<br />
    Sokakta patili canlar var,onlar da Allah'ın sessiz kulları,bize düşen bir ekmek doğrayıp ,yada varsa kalan yemeklerimizi şöyle bir harmanlayıp önlerine koymak.Çünkü onlar sadece karınları aç olduğun da üşür. Bir cana çare olur ,karnını doyurursak ,onun verdiği huzur her şeyin üstün de bir duygudur. Merhamet iyi bir insan da bulunur,değerlendirmek aslında herkesin elindedir.Pencere onlerine konan kırıntılar,ıslanmış ekmek,kimbilir kaç canı doğuracaktır.Mevla onların rızkını verir dediğinizi duyar gibiyim. ELBETTE VERİR,ama buna sizi elçi kılıyordur emin olun. Yaralı gördüğünüz de bir batikon sürseniz,aç gördüğünüz de doyursanız,ya da kapınızın önünde bir mama bir su kabı olsa , bir canın doymasına elçi olsan vesile olsan çok güzel bir davranış olmaz mı.<br />
  Çocukken nerede bir miyavlayan yavru görsem alır eve gelirdim.Anacığım asla  kizmaz,ne gerekiyorsa yapardı,bu nedenle merhamet doğuştan olabilirmi bilmiyorum ama aileden aldığımız eğitim de bunu sağlıyor.Onun için yetiştirdiğiniz,  canınız evlatlarımıza da bunu öğretmek bizim görevimiz tabir-i caizse boynumuzun borcu olmalıdır.<br />
YAPACAGINIZ hiç  bir iyiliği YAPIYORMUŞ GİBİ YAPMAYIN.İnanın muhakkak önünüze yaptığınız gibi gelir.Allah'ın belirlediği takdir ilahi bir şekil de tezahür eder muhakkak.Hep güzellikler yaşayalım tüm çevremiz deki insan canlarla ve patili canlarla.<br />
        Unutmayalım insan olduğumuzu,unutmayalım bizlere muhtaç olduklarını,yaptığımızın bize geri döneceğini.<br />
        Çocuklarınıza sevmeyi,saymayı,iyilik yapmanın erdem olduğunu öğretin.<br />
 HERKESE TÜM CANLARA, DAHA GÜZEL BIR DÜNYA  ve YAŞAM DİLEĞİYLE...</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//yalanci-bahar/40/</link>
<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 17:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;"> Nazım Hikmet'in kavuşamadığı sevdiğine,!!</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">KADINLAR<br />
Ve kadınlar,<br />
Bizim kadınlarımız:<br />
Korkunç ve mübarek elleri,<br />
İnce,küçük çeneleri,kocaman gözleriyle<br />
Anamız,avradımız,yarimiz<br />
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen<br />
Ve soframızdaki yeri<br />
Öküzümüzden sonra gelen<br />
Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız<br />
Ve ekinde,tütünde,odunda ve pazardaki<br />
Ve karasabana koşulan<br />
Ve ağıllarda<br />
Işıltısında yere saplı bıçakları<br />
Oynak,ağırkalçaları ve izleriyle bizim olan<br />
KADINLAR,<br />
Bizim kadınlarımız..</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">  Değerli canlar,Değerli okurlarım,kanayan hemde çok çaresizce medyadan izledigimiz ,seyrettiğimiz  KADIN cinayetlerinden bahsetmek istiyorum.<br />
 ATATÜRK 4 Ekim 1926 yılında medeni kanunun tasarısını yürürlüğe koyarak aslında toplumda kadın ve erkek eşitliğinde belirleyici tavrı ortaya koymuştu.Uluslararası standartlarda ilk ve tek sözleşme dir.<br />
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 11 Mayıs 2011 tarihinde ilk olarak ISTANBUL' da imzaya açılmış ve maddeler halinde imzaya sunulmuştur.Bu tarihten sonra  14 Mart 2012 tarihinde  onaylanmış 1 Ağustos 2014 tarihin de yürürlüğe girmiştir.Özellikle kız çocukları ve kadınlar düşünülerek hazırlanan bu sözleşme Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından ve 46 devlet tarafından kabul edilmiştir.<br />
Sözleşme de kadın ve erkek eşitliğinden bahsedilmekte ve kadın ayrımcılığı yapılmaması konusundaki unsurlar bulunmaktadır.İçerisindeki en önemli  en dikkat çekici husus ev içi şiddette biyolojik olarak ya da hukuki bir bağı olup olmadığı göz ardı edilmeksizin tanıdığı ya da  tanımadığı tüm bireyler tarafından kadına uygulanan  her türlü şiddet karşısında ÖNLEYİCİ unsurlar içermektedir.Bu eylemlere karşı standart içerikler dahilinde yasal olarak da bağlayıcı belge olması Avrupa ülkelerinde uygulanmasıdır.<br />
  Sözleşme de  insani haklar konusunda KADIN ve ERKEK eşitliği ATATÜRK tarafindan hazırlanıp 4 Ekim 1926  tarihin de yürürlüğe girmiş  iken ,yine   1 Ağustos 2014 tarihinde tekrar İSTANBUL SÖZLESMESİ olarak yürürlüğe girmiştir.Birdünya ülke ve devlet İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ni kabul etmiş ve ülkesinde de bunu uyguluyorlarken,neden benim ülkemde hâlâ uygulansın diye mücadele veriyoruz.Neden kadınlarımız öldürülüyor,işkence ve tecavüze uğruyor,neden aile içi her türlü baskı ve şiddete uğruyor.KÜLTÜRÜMÜZE UYMUYORMU yoksa kadına gereken önem ve değeri  vermek.Dışarıda ya da insan önünde kendini methederken  mangalda kül koymayan hanım ya da beyler,niye ev için de en sevdiklerini ,aynı yastığa baş koydukları,ya da anaları bacıları ya da büyükleri ya da küçüklerine şiddetin her türlüsünü uygularlar.<br />
13.yüzyılda HACI BEKTAŞ VELİ ,  "KADINLARINIZI OKUTUNUZ  "diyor ve kendisine <br />
Kadıncık Anayı seçiyor. Yanında görüp te soranlara da " Éşinizmi ?"  diye soranlara " Eşim değil  eşitim " diyor. EŞİT olmak eşiyle omuzdaş olmak ne erdemli bir unsur ,bir davranıştır herkese örnek olması gereken.<br />
CENGİZ HAN  halkına konuşma yaparken, " Ben sizin Hanınızım,bu da benim Han'ımdır " diyerek eşini göstermiştir.Hükümdar olup eşini kendisine hükümdar olarak görmesi,sayması kadar değerli bir husus olabilirmi.<br />
  Basit bir tabirle kızınız ya da oğlunuz veya anne baba bir yakınınızı düşünün ,siz değil de bir başkası sözlü, psikolojik yada biyolojik  bir şiddet uygulasa gözünüzün önünde  ne kadarına tahammül edebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">Çözüm önce aile içindeki eğitimden geçer.Temel de ev içindeki tutum ve davranışlar, şiddet ve hiddete gösterilen   toleranslar gelecek yaşamdaki tutum ve davranışları belirler.Kız çocuğu babayı,erkek çocuğu da anneyi model aldığı kanıtlanmıştır bilinenin aksine.Bu nedenle  çocukların evdeki davranışları özümsediğini  unutmayarak,önce kendimizden başlayalım iyi ve toplum değerlerine saygılı bir birey olmaya.Türk değer ve yargılarını olması gerektiği gibi insanice yaşayalım.TOPLUMCA TEDAVİ OLMAMIZ GEREKİYORSA TEDAVİ OLALIM.Bunda beis yok.</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">   İSTANBUL SÖZLEŞMESİ AMACINA  ULAŞSIN       DİLEKLERİMLE.....</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//istanbul-sozlesmesi-yasatir/35/</link>
<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 01:44:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SAHTEKAR YAZARLAR</title>
<description><![CDATA[<p>Hayatların'da bir cin Ali bile okumamış, okuma yazmayı bile asker'de,Ali okulun'da öğrenmiş, sözüm onlara o kadar çok kitap yazarı, şiir yazarı, makale yazarı, var ki akıllara zarar. Utanmadan ,sıkılmadan başka yazarlara ait olan eserleri alıp , çalıp, değiştirerek kendilerine aitmiş gibi çeşitli yerlerde yazmaları, hakikaten aşağılık bir durumdur. Bu cinler, sahtekarlar okuyucuya yutturduklarını sanıyorlar, oysa ki okuyucu tabiri caiz ise k.....gülüyor , bu sahtekarlar birde üniversiteler'de öğrencilerin bitirme tezlerinden efsaneleri çalan duble sahtekarlar var. Bunlara ne ne demeli? Nerden bakarsan bak , cinlik, sahtekarlık ,aşağılık bir durum;</p>

<p> Bari, aldığınız, çaldığınız, değiştiriniz yazarlardan bir helallik alın en azından öteki tarafa kul hakkı ile gitmemiş olursunuz anlayana...</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//sahtekar-yazarlar/33/</link>
<pubDate>Sun, 17 Jan 2021 20:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KEBAN'A DAİR 2</title>
<description><![CDATA[<p>KEBANa dair…</p>

<p>Memleket isterim</p>

<p>Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.</p>

<p>Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.  – C.S. Tarancı-</p>

<p>          ‘Coğrafya kaderdir’ der, İbni Haldun. Bizler kaderi coğrafyada hüküm süren medeniyetlerin çocuklarıyız. Eskilerin dediği gibi; bu derenin balığı bu kadar olur. Seftil’den büyük dağ görmeyenlerimiz epey fazladır.</p>

<p>          İlkyazımda memleketin yoklarının, bu kadar çok olduğuna bende inanamadım. Sonra yoklukların en büyük müsebbibinin coğrafya değil, bizler olduğunu fark ettim. Seçilenler/atananlar maalesef bizim müstahakkımız. Elazığ’ın değil bölgenin sayılı turistik ilçesinde meskûn eylemişiz,  gayrı halimiz ahvalimiz hal değil.</p>

<p>          Geçen sayımızda süslü kasabın halini temaşa eyledim. Şark cephesinde değişen bir şey yok. Hani derler ya; “yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder.” Modern hijyenik, modüler mezbahane de, yarım kasapta malı telef eylermiş. Mezkür mezbahanenin muadillerinin videolarını izledim. Sağlıklı hijyen ik tesisler, kıymet bilmeyenlerin elinde kıymet değil. Mezbahane , köylere giden yol üzerinde köprü eski ve dar, geçene yol değil.</p>

<p>          Ne diyorduk turistik ilçe, fırat, kıyılarında bir bank bir çöp kutusu var değil. Gelen ziyaretçiler tesislerden balık yiyip gerisin geri dönüyorlar evlerine.</p>

<p>         Şehrin meydanı araç park alanına dönmüş, Yusuf Ziya Paşa Camisi yıllardır restore ediliyor bitmiş değil. Meryem Ana kilisesine kim bakıyor belli değil. Hamamlar meftun oldu Fatiha okuyanı var değil. Denizli Kervansarayı bir kütüğe emanet, uzun kütük oynasa giriş portal kapısı sizlere ömür, yarına baki değil. Ayakta kalan eserler direniyor insanın aymazlığına, idare-i maslahatın umurunda değil..</p>

<p>        Misafirler, kıyı boyunda gezip arka yoldan yoluna devam ediyor. Şehir içi yollarda bir araç park etse ikincisine yol, yol değil. Yeni imar planları revizyonlar, tadilatlar yapıldı caddeler genişlemiş değil. Genişletmek şöyle dursun, hükümet konağı bahçesi altındaki imar yolu iptal edildi artık mümkün değil. Çok katlı (ucube) binalar, imarda otopark şart değil. </p>

<p>          Memlekette bir aymazlık, vurdumduymazlık gözüne soksan mesele değil.</p>

<p>               </p>

<p>            Akrep gibisin  kardeşim, korkak bir karanlık içindesin..</p>

<p> …  Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını,</p>

<p>            Sürüye katılı verirsin hemen, adeta mağrur koşarsın salhaneye.</p>

<p>… Demeğe dilim varmıyor ama,,, kabahatin çoğu senin kardeşim…  N. HİKMET</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//keban-a-dair-2/32/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 16:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YURDUM SİYASETİ</title>
<description><![CDATA[<p>YURDUM SİYASETİ</p>

<p>Kasaba siyaseti; aslında çoğu yurdum insanın yaptığı siyasettir. Yapılan siyasetin, ana argümanı, medyayı yüzeysel olarak takip etmektir. Kanımca olayların gerçek iç yüzünü bilinmeden yapılan bu siyaset, çok yanlıştır.</p>

<p>Neolitik içgüdüler üzerine inşa edilmiş bu siyaset, Ankara’daki popülist ama kurak siyaseti rol model almış ve bu zehirli siyasetten beslenip çözümsüzlüğü bir lütufmuş gibi poster ve magazin anlayışıyla, içine biraz dini ve milliyetçilik soslarıyla oyalama çabasından öteye gidemeyen bu anlayış memleketi bir adım ileri  götürememektedir.</p>

<p>   Peki bu yerleşik zihniyet nasıl bir yönetici oluşturmakta? Şöyle ki; en büyük gayesi bir sonraki seçimleri kazanmak olan, kendisini geliştirmek gibi bir kaygısı olmayan, kasabanın boğucu ve dar kalıplarının dışına çıkamayan bu durumdan da şikâyetçi olmayan, popülist, sanatla edebiyatla arası pek hoş olmayan, yakınları ve akrabalarını kayırıcı, İbrahim Zubukzade'nin ete kemiğe burunmuş halini yansıtan sıradan bir siyasetçi veya yönetici şeklini doğuruyor. Aslına bakarsanız bu profilin iktidar partisine mensup taşradaki belediye başkanı olmaları ya da kasabadaki veya kasabadan çıkmış her politikacının bu tipolojiye uyması şart olmadığı gibi, bunlardan aslen; şehirlerde, büyük şehirlerde hatta kabinede dahi görmeniz mümkündür.</p>

<p> Bu yazılanlar aslında bir özeleştiridir. Yani kimsenin alınganlık göstereceği kuru bir eleştiri makalesi değildir. Tamamen kasaba siyaseti ve çözümsüzlükleri üzerine bir durum tespitidir. Şovenizm ve şovmenlikten uzak durup proje ve çözüm üreten siyasetçiler ve yöneticilerle yola çıkan bir memleket arzusuyla herkese sevgiler saygılar...</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//yurdum-siyaseti/31/</link>
<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 22:16:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EMEKLİ MAAŞLARI</title>
<description><![CDATA[<p>        EMEKLİ MAAŞLARI</p>

<p>       Değerli okurlarımız merhaba. Bu yazım da emeklinin yaşam kalitesinden bahsetmek istiyorum. Öyle ki yaşam kalitesi oldukça düşmüş, kendine yetemeyen birçok emekli arkadaşımız var, bunu hem görüyor hem de basından bizzat kendilerinden duyuyoruz.</p>

<p>       Emekli maaşlarının artma sisteminden memnun olanınız var mı bilmiyorum, ben kendi adıma memnun değilim. Çünkü hissettiğim, yaşadığım fiyat artışları ile bize anlatılan enflasyon çok çok farklı. 80 TL ye aldığımız sızma zeytinyağını 150 TL ye aldım geçen hafta. Varın siz oranını hesaplayın. Sadece buradan yola çıkarak bu yağı alamayan başka bir yağa yöneleyim dese bile onun fiyatı da el yakıyor, oda üç katına çıkmış durumda. Karnını doyurmak için belli bir bütçesini ayıran bir emeklinin başka harcamaları yok mu yani. Gidip çocuklarına avuç açsın, minnet etsin öyle mi. Isınmak için kömüre, odun, ya da doğalgaza da para ödeyecek. Emekli arkadaşlarımızdan biri, doğalgazı açmadığını, battaniyeye dolanıp oturduğunu söyledi. Bir diğeri kıymayı 100 gram aldığını. Pazarlar da akşamüzeri kalan sebzelerin iyi yerlerini değerlendiren insanlarımız, emeklilerimiz var, durumları içler açısı.</p>

<p>        Bizler ülkemize, memleketimize hizmetimizi yaptık. Bundan sonra insanca, güven içinde yaşamak istiyoruz. Sağlık hizmetlerin de oldukça huzursuz olduğumuz, mutfak masraflarını yaparken yetersiz olduğumuz bir yaşam istemiyoruz. Diğer ülkelerden gelen yaşlılardan birine sorduk, bu turlar çok mu ucuz, ya da çok mu zenginsiniz. Hayır, biz emekliyiz, şimdi dünyayı geziyoruz dediler. Bize rahat yaşayacağımız bir emekli maaşı veriyorlar dediler. Biz de de bir emekli evinden parka, parktan eve, bir yerde oturup çay içeyim dese, belki de pazarda harcayacağı parayı oraya bırakacak. Buna cesaret bile etmez, edemez. Endişe, kaygı, gelecek korkusu yaşamadan geçirecek güzel günler olsun hepimize. Derdimiz Zülfi yâre dokunmak değil halimizi, ahvalimizi anlatmak. Emekli de, işsiz de, öğrenci de, para olursa esnafın da yüzü güler. Para dolaşımı olur ister istemez, herkeste huzurlu olur, yüzü güler.</p>

<p>        Gençler, ah gençler, evet kazandım okuyorum, okuyorum da ya geleceğim o ne olacak? İş bulabilecek miyim? Yoksa hala anne ve babamın eline bakmaya devam mı edeceğim? Ya da okuduğum, dirsek çürüttüğüm, hatta doktora yaptığım, gidebildiği yere kadar gittiğim eğitimimin sonun da mecburen alakasız bir işlemi iştigal edeceğim. KAYGI, ENDİŞE GELECEK KORKUSU yaşamak istemiyor, emeklileriniz de, çocuklarınız da, iş bulamayan her yaştan vatandaşlarımız da. Bizler mutluluk ve huzur içinde olursak, yapılan hizmetin devamlılığı olur.</p>

<p>       Cennet ülkemizin, cennet toprakları yaşanmaya değer olsun. Herkes gülsün hem de kahkaha ile. Deyim yerindeyse biri güllük, gülistanlık yaşarken bir diğeri ona imrenmemeli, yerinmemeli. Biri tok yatarken diğeri idare etmemeli ya da aç yatmamalı.</p>

<p>       Komşu hakkı için kul hakkı için Hz. Peygamber Efendimiz " Cebrail komşu hakkında o kadar tavsiye de bulundu ki, nerede ise komşusu komşuya mirasçı kılacak sandım "  buyurmuştur. Bu nedenle şehir hayatı yaşayan bilir, kimsenin derdinin kimseyi çokta ilgilendirmediğini. Ama bu demek değildir, görmezden ve duymazdan gelelim sıkıntıda olan insanların halini. Yaşam standartların kalitesinin artması, herkesi rahatlatacaktır, önlerini göreceklerdir yaşam kaygısı duymadan, korkmadan.</p>

<p>Ne demiş bir düşünür;</p>

<p>'Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri OLMA, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç DUYMA'. Özetle bir insanın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.</p>

<p> Sevgiyle, huzurla yaşayacağınız iyi bir yaşam kalitesi diliyorum, tüm halkımıza ve tüm insanlığa</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//emekli-maaslari/29/</link>
<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 19:34:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ERDEMLİ OLMAK</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;">ERDEMLİ OLMAK<br />
İyi Ahlaklı olmak erdemdir. İnsanın kendisini de çevresindekileri de iyi hissettirir. İçin de öyle güzel meziyetler barındırır ki, ışığınız yansır, faziletli olmanız yansır, iyilik gibi, gülümseme gibi bulaşıcıdır. En basit tabiriyle iyilik yap, iyilik bul. Bir başka kişinin, ahbabının, arkadaşının, akrabanın mutlu olması bir diğerini rahatsız edebilir mi? Tabi ki etmez ve eminim herkes, hayır bilakis mutlu eder diyecektir. Herkes bunda hemfikir düşüncesiyle cümlelerime devam edeyim. İyilik, iyilik yapana nasip olur. Yani Mevlâ o kişinin kapısına getirir o fırsatı. Bu nedenle bu fırsatı değerlendirebilene ne mutlu. <br />
İyi insan erdemli kişidir, iyilik bilir ve bu nedenle yapar da. <br />
Bu pandemi günlerin de zor durumda olan esnaflarımızın iş yeri kirası, evinde, ocağında kaynayacak çorba parası için onlara bir defa da olsa yardım etmek gerekir. Şöyle ki ilçemiz de bu imkan var mı bilmiyorum, henüz bilgi sahibi değilim. Etrafımızda kısıtlamadan dolayı bazı imkansızlıklar yaşayana yardım etmek gerekir, mesela sipariş vermek gibi. Altmışbeş yaş üstü büyüklerimizin alışveriş yapabilmesi için çok kısıtlı bir zaman dilimi var. Ekmeğini almak için bile köyden kazaya gelemeyenler var. Bunlara bireysel çözüm getiremezesekte muhakkak kurumsal bir çözümü vardır ve bu gerekli kurumlar tarafından üstlenilmelidir. Ben bizzat bulunduğum yerde bu mağduriyeti yaşadım aracım ve şehre inme imkanım olmadığı için. <br />
Kişinin kendisini yanlız hissetmediği zamanlar en güzel zamanlarıdır. Bizler etrafımızda ki canların, yerine göre evladı, yerine göre komşusu, yerine göre de zor gün dostu olmalıyız. Çünkü bunlar ‘erdemli’ kişilerin yapması gereken ve onlarda bulunan vasıflardır. Büyüklere olsun, küçüklere olsun iyi bir hitap şekli de erdemlilikten gelir. Bu da karşınızda ki kişiyi ve sizi iyi hissettirir. İyi bir dil iğnesiz, ağdasız olan dildir. Kişiye huzur verir, karşısındakine de huzur sağlar. ‘Kalbimiz, erdemimiz ugrunda kırıldığı zaman, erdemimiz ne derece büyür’ demiştir Friedrich Schiller. Çokta zor değildir eleştirmeden, olumlu sözler söyleyebilmek. Olumlu, pozitif yaklaşım ‘erdemli’ kişinin özelliğidir. <br />
Sokakta ki patili dostlarımıza soframızdan kalan atığı çöpe dökeceğimize, üşenmeden hemen içine doğradığımız bir parça ekmekle çoğalttığımız yemeği vermekte, ‘erdemli’ kişilerde bulunan vasıflardan biridir. Erdemlik herkeste mevcuttur, önemli olan bunu açığa çıkarabilmek. <br />
En azından gayret gösterirsek, Hz. Peygamber efendimizin hadislerinde, ‘en iyi ibadetin iyi ahlak, güzel huy olduğu’ gerçeğini de en güzel biçim de yaşatmış oluruz . <br />
ÇİCERO. "İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır, erdemin ölçüsü budur". <br />
ARİSTOTELES, ‘Yalnız erdemi bilmek yetmez, ona sahip olmak, onu yapmak da gerekir’. <br />
"İnsan erdemli ya da rezil yaratılmamıştır, ama yaradılışı gereği her ikisine de eğilimlidir, hangisi kolayına gelirse ona yönelir." Demiştir değerli büyüğümüz İBN-İ SÎNÂ. <br />
Ne mutlu bunu yaşatabilenlere...</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//erdemli-olmak/26/</link>
<pubDate>Wed, 30 Dec 2020 14:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2021’e Girerken </title>
<description><![CDATA[<p>2021’e Girerken </p>

<p>Mavi yurdumuz dünyada, insanlık tarihinin en önemli savaşlarından birisi veriliyor.</p>

<p>Çıplak gözle görülmeyen ve bulaşma pratiği halen çözülemeyen bir virüs; din, dil, ülke, renk, mezhep, etnik köken ayırmadan insanlığı bir safta buluşturdu, hizaladı… Ayrı bir kardeşlik kanıtıdır bu. Böbürlendiğimiz şeylerin aslında bomboş olduğu, insanın tabiatın merkezi değil parçası olması ve ona göre davranması gerektiği acı verici sonuçlarıyla ortaya çıktı. Sahte kahramanların, atıp tutmaların, sadece söz ile dünyaya nizam verme gayretlerinin düştüğü derin bunalım, bu acı sınavda, bizi ve bütün yolları bir kez daha bilimin yol göstericiliğine çıkardı. </p>

<p>2020 yılı sonu itibariyle dünyada Covid 19 virüsünden ölümlerin 2 milyona, ülkemizde de 20 binlere tırmandığı görülüyor. Böyle bir acıyı, hele ölümü istatistiğe indirgemek ve kimi kez rakamların yanıltıcılığına kanarak seviniyor olmak kadar derin bir yara yoktur. Yakını vefat edenlere sorarak bunu öğrenmek ve kalanların acısına orta olmak artık hiç de zor değil. Zira çember daralmış, arkadaşı ya da yakını virüsten vefat etmemiş neredeyse kimse kalmamış durumda. Herkes bu acının orta yerinde. </p>

<p>Virüse yakalananların tedavi, yakalanmayanların yakalanma gerginliği artık bir toplumsal fobi haline dönüştü. Bu korkutucu durum insanların giderek daha bilinçli bir şekilde virüsten korunma refleksine dönüştü ve vatandaşlar tek tek daha duyarlı ve önlemlere uyar hale geldi</p>

<p>Halkın duyarlılığı artarken pandemi sürecinin yönetiminde ve organizasyonunda devlet maalesef tökezlemeye devam ediyor. Örneğin maske işi… Başta dikkatli bir organizasyonla eczane ve medikalcilerden düşük bedelle satılabilecekken bedava vermek için kaotik bir süreç yaşatıldı. Sonunda yanlıştan dönüldü. Ancak bu kez de işportaya kadar düştü ve değişik fiyatlarda, sıhhi ve yeterli olup olmadığı belli olmayan maskeler her yerden kontrolsüz biçimde alınıp satılmaya başlandı.</p>

<p>Grip aşısında da benzer bir hava var. Ne olduğu, nasıl organize edileceği belirsizliğini koruyor ve yeni bir karmaşa kapıda duruyor. E bundan sonra varın siz coronavirüs aşısında durumun nasıl olacağını hesap edin.</p>

<p>Öte yandan virüsle mücadelede sosyal teması kesebilmek için kapatılan işyerleri, üretimin durması vatandaşı yukarı tükürse virüs aşağı tükürse işsizlik ve yoksulluk noktasına getirmiş bulunuyor. Burada da, yani ekonomik ve sosyal düzenin yeniden organizasyonunda, yardım ve desteklerin yapılmasında eksiklik, hatalar, yetersizlikler var. </p>

<p>İlimiz Elazığ ve ilçemiz Keban’a gelindiğinde Tablo biraz daha kararıyor. Depremin hemen üstüne virüs kısıtlamaları, zaten doğru dürüst yatırımı ve gelir kaynağı olmayan, devletin istihdam imkanları bakımından nerdeyse elini eteğini çektiği Elazığ’ı her yönüyle felç etmiş durumda. </p>

<p>Sosyal sermaye yani okul çağı gençlerimiz bir yıldır okul yüzü görmediler. Girilecek sınavlarda geriye düştüler. İşsizlik aldı yürüdü. Kamu yatırımı olmadığı gibi, varlıklı hemşehriler de dahil özel sektör de artık memlekete iltifat etmemeye başladı. Bu sene içinde deprem geçiren İzmir’de Büyükşehir Belediyesinin hızlı ve etkin çalışmalarını, depremzedelere sağladığı imkanları yerinde görünce memleketimizde deprem sonrası yaşanan kaos ve yetersizliklere hayıflanmamak elde değil. Sahi Giresun’daki sel felaketi sonrası yapılanları görüp, Elazığ’a yapılan yetersiz yardımları protesto eden sosyal medya canavarları nereye kayboldu acaba?...</p>

<p>İlçemiz Keban’a gelince durum daha vahim. İş arayan genç sayısı artmış durumda. Ortada ne bir yatırım, ne bir gelir artırıcı faaliyet var. Balıkçılık desen; sadece durumu seyretmekle yetinen devletin ve belediyenin, bir de balık alıp karşılığında yem veren bir iki büyük balıkçının sayesinde duman olmuş durumda. Yüksekokul’da öğrenci kalmamış. Belediye’nin büyük işler yapıldığı havası veren İş-Kur toplum yararına çalışma programı olmadığı için, övünecek mecali yok. Yıkılmış ama yerine hiçbir şey yapılmamış binalarıyla virane bir ilçeden söz ediyoruz artık. O kadar ki sosyal medya belediyeciliği bile mızrağın çuvalda olduğunu gizleyemiyor.</p>

<p>Bütün bu badirelere rağmen 2020’den sağ salim çıkabilen, 2021’e yetişen herkesi tek tek tebrik etmek gerekiyor. 2021 hep iyi ve sağlıklı olduğunuz, bereketli ve sevdiklerinizle geçirdiğiniz bir yıl olsun.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//2021-e-girerken/24/</link>
<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 22:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ESKİLER ESKİDE KALMADI BİZLER ESKİDE BIRAKTIK</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;">ESKİLER ESKİDE KALMADI BİZLER ESKİDE BIRAKTIK</span></p>

<p><span style="font-size:18px;">Değerli okurlar bu sayıda sizlere, bizler nereye gidiyoruz? diye kısa bir çalışma yaptım. Bu çalışmayı yapmamın sebebi aslında günümüzde yaşanan ve gittikçe kötü bir hal alan duruma gelmesi. Evet kötü bir hal alan bizim geleneklerimiz,bizim kültürümüz,bizim muhabbetimiz ve bizim en önemlisi komşuluğumuz nereye gitti? Bir yere gitmedi, sadece biz insanlar geride bıraktık, bizle beraber gelmesini istemedik sadece mesele bu. Bakın herkesin günlük hayatta fırsatını bulduğu ve içtenlikle hüzünle konuştuğu bir ortam vardır ki burada herkes evet hüzünlü ve tebessümle anlatır, eskileri ve eskilerin adetleri, muhabbetleri ,samimiyetliği gibi geçmişte hoşuna giden halleri.<br />
Mesela adam anlatır: ilk fırsatını bulduğunda ,derki bizler akşamı heyecanla bekler ailecek komşuya giderdik o akşamın bitmesini istemezdik, diğeri cevap verir bizde eskiden birleşip elbirliğiyle komşuya yardım eder ve bir kaç günde ev yapardık, diğeri cevap verir biz eskiden bir eve misafirliğe gittiğimizde çocuk olarak büyüklerimiz konuşur, bizde şevkle dinlerdik. Evet meseleyi az çok kavradınız. Mesele bu güzellikler bu muhabbetler bu samimiyetlikler nerede kaldı? Bakın hiç bir yerde kalmadı, çünkü bizler kendimize batı’yı moda seçtik düğünlerimize yabancı müzikler soktuk ,akşam misafirliklerini tv dizilerine verdik, ev muhabbetini sosyal medyalara verdik, giyim kuşamımızı batı’ya uyarladık ,ev yemeklerini market dolaplarındaki buzlu yiyeceklere verdik ,acaba bize noldu? nerede bu kopukluk yaşayandı? soruyorum, adamın biri diğerine adres soruyor diğeri 'git kardeşim elimden bir kaza çıkacak' bir müşteri bakkala gidecek bakkalın yüzü asık, komşuda taziye olacak komşu yüksek sesle evinde tv izleyecek, biri diğerine yanlışlık sonucunda değiyor, diğeri çıkarıp bıçağı saplıyor, noldu bize böyle biz böyle değildik? biz çok samimiydik, biz çok iyi kültürünü yaşayandık, hani nerde kaldı diyerek? biz bu konuyu sayfalar dolusu yazsak günlerce konuşsak bitmez çünkü biz çok ilerledik , Allah’a emanet olun kendinize iyi bakın ...</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Hüseyin CAN</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//eskiler-eskide-kalmadi-bizler-eskide-biraktik/22/</link>
<pubDate>Fri, 25 Dec 2020 22:28:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İNSAN MEMLEKETİNİ NİYE SEVER ?</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;">Çoğumuz Vizontele filmini izlemişizdir. Çok kısa özetlersek, film 12 Eylül darbesinden önce Van’ın bir ilçesi Gevaş’ta bir kasaba hayatının dramatik,komik, sosyal, siyasal ve kültürel yaşantısını anlatır. Bu filmde Keban’a dair çok benzerliklerin olduğunu ve bundan 30-40 sene önceki memleket havasını solur gibi özlemle zihin süzgecimden geçirir. Ve yüzümde tatlı bir tebessüm belirir. <br />
Daha günümüzün ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı despotik anlayışın olmadığı yıllardı. Belediye bahçesinde, garaja çevrilen kilise önündeki kömürlü toprak sahada,baraj mahallesinde ve Keban stadındaki toprak sahalarda oynanan mahalle maçları, Fırat nehrinde oltayla balık tutulmaya gidildiği, Darboğaz’da yüzülmeye gidildiği, milli bayramların büyük bir coşkuyla kutlandığı, Ramazan abinin minibüsüyle çuvallar ile tıkış tıkış hatta minibüsün tepesinde yapılan köy yolculuklarının yapıldığı, pekmez, reçel, leblebi yapıldığı, belediye seçimlerinde yapılan içten ve sıcak mitinglerin yapıldığı, Etibank maden işletmeciliğinin açık olduğu, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüldüğü yıllardı o günler. Duygu paydaşlığının yaşandığı yıllardı. Kimilerimiz hayatın şartlarıyla ayrıldığımız bu güzel ilçemizde. Bu doğallığı ve zamanı dondurarak göç ettik büyük şehirlere,  geldiğimiz yerden daha farklı, yabancı, hızlı ve duygusuz bu şehirlere adapte olmaya çalışırken, bu yabancı yerlerin kimliğine bürünmeye başladık. Acımasız rekabet ve çıkarların ortasında acımasız bir savaşa girdik. Bu savaştan ne yazıkki başka bir insana bürünerek çıktık. Bu değişim hali ne yazık ki memleket toprağına da sirayet ermişti. Bu paraya dayalı sistem önce Keban çayını kurutarak başladı. 20 yıllık zehirli siyaset dili ve rant anlayışı önce coğrafyamızı kuruttu. Sonra insanların doğal ve saf hallerini dejenerasyona uğrattı. Ve biz bu yok oluşa itiraz edemedik. Çünkü dediğim gibi bu kanserli anlayış içten içe bizi çürüttü. İtiraz edemedik kandırıldık. Her sene tatile geldiğimiz memleketimizden bu değişimi en çıplak haliyle farkettik. Çok büyük bir yalnızlığa ve fukaralığa terkedilen baba ocağımız bu kirli siyasetin hasarına uğramıştı. Artık memleket ortak geçmiş,ortak tarih,ortak amaç ve çıkarlar güden insanlar bir kara parçası üzerinde hoşgörülü ve mantıklı bir biçim de yaşadığı kara parçasında yaşamlarının kaliteli bir sürdürdüğü bir yer olmaktan çıkmıştı.<br />
Yazıma son verirken yine Vizontele filminde belediye reisi Nazmi beyin seçim mitingindeki anektoduyla bitirmek istiyorum. Sorarlar belediye reisine ilçeye gelen misafirler. “Siz burada nasıl yaşıyorsunuz? Buranın nesini seviyorsunuz?” Nazmi beyde çok zor buna cevap vermek. insan memleketini niye sever? Başka çaresi yoktur da ondan... ama biz biliriz ki bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı, orayı sevmektir. Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen, orası dünyanın en güzel yeri değildir... belkide biz memleketimizi çok sevmedik...</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//insan-memleketini-niye-sever/21/</link>
<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 22:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>PANDEMİ</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p>   Yaşadığımız şu zor dönemleri bir daha yaşamamak dileğiyle merhabalar değerli okurlar,değerli canlar.</p>

<p>   Kısıtlama sürelerinden  henüz  atmış beş yaş kategorisinde olmadığım halde ,oldukça mağdur olmuş bir kişi olarak yazıyorum . Pandemi Hayat eve sığar ya da Ev de kal  gibi klişeleşmiş  sözler kazandırdı bize , günlük ihtiyaçların karşılandığında tamam  bir sözümüz yok ta,bir de dışarıdaki resmi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak ? Bu durumda  bir insan saat 10 ile 13 zaman dilimin de ne gibi bir işini halledebilir ?<br />
        Atmışbeş yaş üstü grubundaki bir kişi , yürüme  mesafesin de ki bir yere , araç kullanmadan nasıl yetişecek ? Köyde yaşayan ve bağlı olduğu ilde ya da kazada resmi bir kurumda bizzat kendisinin yapması,çözmesi  gereken bir sorununu nasıl halledecek ? Ben işin içinden çıkamadım ! . Sizler ne yapıyorsunuz bilmiyorum.<br />
        İstanbul'a kısa bir ziyaretim oldu,yasaklardan önce gittim,dönene kadar akla karayı seçtim. 199 u aradım defalarca,sadece yasak kelimesi kaldı hafızamda karabasan gibi.Vatandaşa kolaylıklar sağlamak lâzım,zaten herkes salgın yüzünden çok zor günler geçiriyor.İnsanlar yakınının taziyesine cenazesine gidemiyor,komşu komşunun ziyaretine gidemiyor.Buna sözümüz yok zaten uymak zorundayız hepimizin selameti için.Ama kurumsal sorunlarımızı çözerken de kolaylıklar sağlanması bu zor günleri atlatmamızda bize yardımcı olacaktır.<br />
         Seyahat yasağı  kapsamıda bir çok zorluklar barındırıyor içerisinde . Özel aracınla  yola çıkamıyorsun ,  toplu taşıma  (uçak veya otobüs )  araçlarını kullanma mecburiyeti var. Seyahat izni  aldıktan sonra  böyle bir kısıtlama vatandaşı  ne kadar zor bir  durum da bırakıyor hepiniz takdir edersiniz.<br />
Bu zorlukları bizzat yaşamış biri olarak yazıyorum, gerçekten elinin ayağının bağlanması cümlesine denk bir durum.İnşaallah bir an önce daha kolaylık sağlayan çözümler getirilir.Yaş haddi atmışbeşin altında biri olarak bunları yaşadı isem Allah  atmışbeş üstüne yardım etsin diyorum.!!<br />
       Biz vatandaşlara düşen de maske ve temizlik kurallarına tam tamına riayet etmek, gerektiğin de  riayet etmeyenleri uyarmak gerekir.Bir de hastalığın gizlenmesi gibi bir konu var !!!... Ki  bu çok sakıncalı bir durum,bulaş riski en çok ta bu durumlarda  daha da çok önem kazanıyor.Kısa yoldan tedavi yoluna gitmek yerine böyle bir yolu seçmek ne derece doğru olabilir ,kime faydası olabilir iki taraflı zarardan ,ziyandan başka.Hastalığın belirtilerini gördüğünüz de muhakkak çok özen göstererek en yakın sağlık kurumuna baş vurarak , hem insanlığa hem vicdanınıza iyilik etmiş olursunuz .Buna mecburuz.Bu salgının bitmesi için birey olarak üzerimize düşen ne ise bunu büyük bir özenle yapmalıyız ve kurallara harfiyyen uymalıyız..<br />
        <br />
        Bu dönem de yaşamını kaybetmiş tüm canlara rahmet diliyorum.Dervr-i daim olsunlar Işık olsunlar.</p>

<p>        ALLAH hepinizi korusun,kendinize çok dikkat edin,Sağlıkla , huzurla, mutlulukla dolu günlerde görüşmek dileğiyle..</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//pandemi/20/</link>
<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 22:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KEBANDA KEBANLI OLMAK</title>
<description><![CDATA[<p>Keban’dan Olmak, Kebanlı Olmak <br />
 <br />
İlçemiz Keban uzun bir dönem ülkenin her kesiminden insanların çalıştığı, konuk olduğu bir ilçeydi.</p>

<p>Bu nedenle Keban’ın hemşehrilik hinterlandı geniştir. </p>

<p>Hemen her yerde, yolu güzel ilçemizden geçmiş; burada çalışmış ya da öğrenciliği burada geçmiş birine rastlamak sürpriz olmuyor.</p>

<p>Özellikle internet teknolojisinin ilerlemesi, sosyal medyanın giderek yaşamımızın içinde olması, Keban’ı sadece Keban’da yaşayanların değil, daha önce burada bulunmuş olanları da kapsayan geniş ve sanal bir ilçe haline getirdi.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medya hesaplarında aşina olduğumuz çok sayıda hemşehrimizi yabana atmamak, onların seslerine de kulak vermek gerekiyor.</p>

<p>Aramızda konuşup yine dillendirmediğimiz gerçek; ilçemizin o altın, heyecanlı, neşeli günlerinde olmadığıdır. </p>

<p>Sosyo-ekonomik ve kültürel olarak çoraklaştığı, eğitim düzeyi düştüğü, yeni istihdam alanlarının oluşturulamadığı maalesef genel ve yaygın kanıdır artık…</p>

<p>Gelip gidebilenlerin gözleriyle gördüğü, gelemeyenlerin de sosyal medyadan izlediği bu gerçek sadece burada yaşayanlara maledilecek kadar basit bir iş değildir. Ülkedeki yönetsel, kültürel ve ekonomik karmaşanın, bürokratik ve siyasi yetersizliğin doğal yansıması ilçemizde de görülüyor.</p>

<p>Buna karşın maalesef yerel ve merkezi idare yöneticileri bakımından da uzun zamandır şanssız bir dönem geçiriyor. İlçe köyleşmiş durumda, ticari hareket balıkçı lokantaları hariç hemen hemen yok denecek düzeyde. Balıkçılık ise yine yerel ve merkezi idare yöneticilerinin öncülük yapamaması, balık üreticilerinin bir araya gelememesi nedeniyle duvara toslamış, artık yerel bir üretim alanı olmaktan çıkıp, ilçe dışı sermayenin kazancına dahil olmuştur.</p>

<p>İlçedeki ekonomik ve sosyal sıkıntıyı anlamak için Keban’da olmak gerekmiyor. Kebanlı olmak, Keban’dan olmak yeterli. Hoş Keban’da da kimse kalmıyor artık, fırsatını bulan şehir merkezine kaçmaya başlamış, memurlar ilçeye günübirlik gidip geliyor.</p>

<p>Ülkede ve ilçemizde her şey arapsaçına dönmüş yani…</p>

<p>Karmaşa, durmadan değişen ülke gündemini kanıksanır hale getirdi. Bozulmayan bir şey kalmadı. Kaostan düzen çıkar mı bilinmez, ama ortada bir kaos olduğu artık somut bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor.</p>

<p>Bundan sonra “inşallahla maşallahla” devlet yönetmenin sonu geliyor, “tencerenin ve ekmeğin” gücü yürürlüğe giriyor. Haydi hayırlısı…</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//kebanda-kebanli-olmak/19/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 20:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAYIRLI OLSUN</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:18px;">HAYIRLI OLSUN<br />
Çağımızın en önemli unsuru olmuştur dijital ajanslar. Bu nedenle iyi bir ajans; tarafsız,<br />
ilkeli, dürüst, yardımcı, yol arkadaşı ve yol gösterici olmalıdır.<br />
İyi bir ajans önemli bir partnerdir. Yaratıcılık becerisi olmalı, karşılıklı güvene<br />
dayanmalıdır. İyi bir ajans aileniz gibidir. Karşılıklı iyi ilişkilerde olmak temelde ve<br />
icraatta olumlu sonuçlar doğuracaktır. Reklam ise burada ajansı ya da haber kanalını<br />
ayakta tutan yapıdır.<br />
Paylaşılan yazılar tarafsız ve kucaklayıcı olmalıdır. Hani bir söz vardır, esnaf işine,<br />
ekmeğine sevgi ve saygıyı katmalı diye. Habercilik de böyledir. Esnaflık gibi siyaset<br />
üstüdür, herkesin emeğine, örf ve ananelerine saygılı olmalı, ilkeli olmalı, ciddiyet ve<br />
beceri vazgeçilmezi olmalıdır. Müşterisine verdiği iyi ve başarılı hizmetin kendisine de<br />
yansıyacağı kesindir.<br />
Bu nedenle bir haber ajansı ve gazetenin;<br />
-İhtiyaçlara cevap verme yeteneği ve hizmetleri<br />
-Yaratıcılık becerileri<br />
-Ekipteki uyum ( müşteri saha çalışmaları, ikna ekibi, ajanstaki dizayn)<br />
-Çalışılan müşteri markası ve ajans arasındaki uyumun güvene dayalı olması gibi<br />
sorumlulukları taşıması gerekli ve zorunludur.<br />
Görünüşte yerel ama bir tıkla dünya ayağının altındadır bir ajans ekranında ya da iletişim<br />
kanalında…<br />
En uzaklardaki hemşehrin bile bugün neler var diye merakla bakmalı ve yayınlarınla<br />
gurur duyabilmeli.<br />
Bir çok ajans dijital dünya da kendisine iş alanı yaratabiliyorsa, bunlardan birisi de neden<br />
FIRAT AJANS olmasın.<br />
Başarılı bir yayın dileğiyle.</span></p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//hayirli-olsun/18/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 20:05:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BAŞLARKEN</title>
<description><![CDATA[<p>BAŞLARKEN</p>

<p>Sevgili okurlar, </p>

<p>Dostlar, arkadaşlar, ülkenin ve dünyanın her yerindeki hemşehriler, </p>

<p>Hanımefendiler, beyefendiler,</p>

<p>Elleri öpülesi kıymetli büyükler, mini mini birler, akıllı ikiler,</p>

<p>Okul çağındaki geleceğin büyükleri değerli öğrenciler, öğretmenler,</p>

<p>Çalışma hayatında alın teri dökenler, işçiler, memurlar, esnaflar,</p>

<p>Yolu memleketten geçenler, geçmeye niyetlenenler,</p>

<p>Ne mutlu bize ki yeni bir şevk ve heyecanla Keban Fırat Gazetesi’nin bu ilk sayısını çıkarmış ve sizlere ulaştırmış bulunuyoruz. Öncelikle belirtelim ki gazetemiz haber ağırlıklı olacak. </p>

<p>Buna karşın sesimizi yüksek perdeden duyuracak kıymetli yazarlarımız da yazılarıyla katkıda bulunacaklar. Genç haberci kadromuzla ağırlıklı olarak ilçemiz Keban, komşu ilçelerimiz ve ilimiz Elazığ’dan yerel haberleri aktaracağız. Elbette gündemin önemli ülke ve dünya haberlerini de ihmal etmek niyetinde değiliz.</p>

<p>Ana ilkemiz doğru, tarafsız ve özgür habercilik olacaktır. Kimseye karşı değiliz, kimsenin muhalifi veya taraftarı değiliz. Ne finansal ne de düşünsel olarak hiçbir yerle ve kişiyle doğrudan ilişkimiz yok. Ancak bir iletişim aracı olarak halkın sesi olmaya niyetlenen gazetemiz doğaldır ki eleştirel bir bakış açısını benimseyecektir. Bu yöndeki her türlü katkıya ve seslenişe mecra olmak isteriz. </p>

<p>Gazetemizin en temel hedefi memleketimizin kültürel gelişimine katkı sağlamaktır. Bu nedenle gazeteyi okumanız, reklam vermeniz, yapılacak yardımlar ve verilecek desteklerin içinde olmanız sağlayacağımız kültürel katkıyı büyütecektir.</p>

<p>Öte yandan basılı medyanın yerini hızla internet medyasına bıraktığını gözlemliyoruz. Web sitemizle www.kebanfiratajans.com dünyanın her yerinden cep telefonu ve bilgisayarla yerel haberlere kolay erişimi hedefliyoruz.</p>

<p>İşbirliğiniz, eleştirileriniz ve desteğiniz bizim için çok kıymetli. </p>

<p>Haydi o zaman… Vira bismillah.</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//baslarken/17/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2020 14:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>''HERŞEY MEMLEKETİMİZ İÇİN''</title>
<description><![CDATA[<p>HER ŞEY MEMLEKETİMİZ İÇİN<br />
Yeni iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve İnternet’in yeni medyanın en önemli<br />
araçlarından biri haline gelmesi; haberin üretimi, işlenmesi ve dağıtımında köklü<br />
değişimlerin de yaşanmasını beraberinde getirmiştir.<br />
Yerel gazeteciliği memleket sorunları üzerinde etkinliğini ortaya çıkarmanın zor yanlarını<br />
biliyoruz. Çünkü öyle bir dönemden geçiyoruz ki genel yönetimlerden yerel yönetimlere<br />
kadar sorunları tüm çıplaklığıyla ele alıp hemşehrilerimize sunmanın öneminin ve<br />
zorluğunun farkındayız. Ama şunu da biliyoruz ki bu mütevazi çaba, hemşehrilerimize<br />
geniş anlamda faydalar sağlayacaktır.<br />
Çünkü yerel gazetecilik veya habercilik dendiği zaman aklımıza gelen, “ilçemiz çok<br />
güzel temizlendi, ilçemizde parke veya asfalt çalışmaları, ilçemize yapılan<br />
bürokratik ziyaretlerin fotoğraflanması, bol çiçekli ve böcekli fotoğraflar”<br />
olmamalıdır. Klişe başlıklarla yürütülen bir medya anlayışını kabul edemeyiz<br />
Öncelikle nasıl bir habercilik anlayışına sahip olacağımızı bazı maddeler halinde<br />
sunmakta istiyorum:<br />
-İlçe sorunlarına eleştirel ve yapıcı çözümler sunarak halkın, yöneticilerden ne<br />
beklemesi gerektiğini anlamasına yardımcı olmak.<br />
-Yönetimlerin, şeffaf ve hesap verebilirlik anlayışına sahip olmasını sağlamak<br />
-Hemşehrilerimize umutsuzluk ve yılgınlık veren tüm argümanlardan<br />
kurtarmak için projeler sunabilmek<br />
-Sloganik ve hamaset içeren, kutuplaştıran değil ortak paydada buluşabilmeyi<br />
sağlamak.<br />
-Tartışma ortamının ve rekabetçi ortamın faydalarını savunmak<br />
-Liyakatsizliğin ve nepotizmin (kayırmacılığın) takipçisi olmak<br />
-Fikir ve düşünce özgürlüğünü, vicdani hassasiyetleri savunmak<br />
- Sorunlara dedikodu ve nefret söylemleri ile değil gerçekçi haber kriterleriyle<br />
yaklaşmak<br />
Kısacası makam ve mevki gözetmeksizin, insan merkezli, ilkeli bir haber anlayışına sahip<br />
olacağımızı altını çizerek KEBAN FIRAT AJANS gazetesinin bu yolda, tüm<br />
hemşehrilerimizin küçümsemeden, duyarlı ve heyecanlı desteklerini esirgememelerini en<br />
içten dileklerimizle beklemekteyiz.<br />
Sağlıcakla kalın, bizimle kalın...</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//hersey-memleketimiz-icin/16/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2020 01:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİZ GELDİK</title>
<description><![CDATA[<p>Memleket denince akla gelen şeydir o KEBAN evet yanlış duymadınız biz Keban sevdalısı olarak gerek Kebanda yaşayan gerekse Keban dışındaki gurbetçilerimizin sesi ve kulağı olmaya geldik. Memleketimizin anlık haber konusunda ve sorunları hakkında ilkeli,tarafsız ve korkusuz olarak çıktığımız bu yolda kendimize gerçeğin dışında haber yapmaya değil olan haberin sadece aynası olmaya söz verdik. Çünkü  memleketimizin artık bir internet haberciliği ve görsel basında yer alması adı altında KEBAN FIRAT AJANS OLARAK aynı zamand 15 günlük bağımsız siyasi Gazetemiz ile hep sizlerin yanında olacağız. Günümüz teknolojilerinden olan aynı zamanda nasıl kullanılırsa o yöne çekilen internette artık biz Kebanı  daha doğrusu kebana teknolojinin kalbi olan internet üzerinden haberin daha kapsamlı ve daha büyük kitlelere anlık ulaştırma konusunda çıktığımız bu yolda siz okuyucularımıza şunun sözünüde verebiliriz, biz KEBAN FIRAT AJANS ailesi olarak kesinlikle güçlünün değil, yalan haberin değil gerçeğin aynası olmaya geldik evet biz geldik ve sizlere daha iyi kaliteli haber babında kurmuş olduğumuz bu www.kebanfiratajans.com haber sitesi ve 15 günlük bağımsız siyasi gazetemiz KEBAN FIRAT GAZETESİ başta Keban olmak üzere tüm ilçemiz halkına ve tüm bölgeye hayırlı olması dileğimizle kendinize iyi bakın keban fırat ajansta kalın.</p>

<p>HÜSEYİN CAN</p>
]]></description>
<link>https://www.kebanfiratajans.com.tr/yazarlar//biz-geldik/15/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2020 14:27:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>