YURDUM SİYASETİ
Kasaba siyaseti; aslında çoğu yurdum insanın yaptığı siyasettir. Yapılan siyasetin, ana argümanı, medyayı yüzeysel olarak takip etmektir. Kanımca olayların gerçek iç yüzünü bilinmeden yapılan bu siyaset, çok yanlıştır.
Neolitik içgüdüler üzerine inşa edilmiş bu siyaset, Ankara’daki popülist ama kurak siyaseti rol model almış ve bu zehirli siyasetten beslenip çözümsüzlüğü bir lütufmuş gibi poster ve magazin anlayışıyla, içine biraz dini ve milliyetçilik soslarıyla oyalama çabasından öteye gidemeyen bu anlayış memleketi bir adım ileri götürememektedir.
Peki bu yerleşik zihniyet nasıl bir yönetici oluşturmakta? Şöyle ki; en büyük gayesi bir sonraki seçimleri kazanmak olan, kendisini geliştirmek gibi bir kaygısı olmayan, kasabanın boğucu ve dar kalıplarının dışına çıkamayan bu durumdan da şikâyetçi olmayan, popülist, sanatla edebiyatla arası pek hoş olmayan, yakınları ve akrabalarını kayırıcı, İbrahim Zubukzade'nin ete kemiğe burunmuş halini yansıtan sıradan bir siyasetçi veya yönetici şeklini doğuruyor. Aslına bakarsanız bu profilin iktidar partisine mensup taşradaki belediye başkanı olmaları ya da kasabadaki veya kasabadan çıkmış her politikacının bu tipolojiye uyması şart olmadığı gibi, bunlardan aslen; şehirlerde, büyük şehirlerde hatta kabinede dahi görmeniz mümkündür.
Bu yazılanlar aslında bir özeleştiridir. Yani kimsenin alınganlık göstereceği kuru bir eleştiri makalesi değildir. Tamamen kasaba siyaseti ve çözümsüzlükleri üzerine bir durum tespitidir. Şovenizm ve şovmenlikten uzak durup proje ve çözüm üreten siyasetçiler ve yöneticilerle yola çıkan bir memleket arzusuyla herkese sevgiler saygılar...