KEBANa dair…
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. – C.S. Tarancı-
‘Coğrafya kaderdir’ der, İbni Haldun. Bizler kaderi coğrafyada hüküm süren medeniyetlerin çocuklarıyız. Eskilerin dediği gibi; bu derenin balığı bu kadar olur. Seftil’den büyük dağ görmeyenlerimiz epey fazladır.
İlkyazımda memleketin yoklarının, bu kadar çok olduğuna bende inanamadım. Sonra yoklukların en büyük müsebbibinin coğrafya değil, bizler olduğunu fark ettim. Seçilenler/atananlar maalesef bizim müstahakkımız. Elazığ’ın değil bölgenin sayılı turistik ilçesinde meskûn eylemişiz, gayrı halimiz ahvalimiz hal değil.
Geçen sayımızda süslü kasabın halini temaşa eyledim. Şark cephesinde değişen bir şey yok. Hani derler ya; “yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder.” Modern hijyenik, modüler mezbahane de, yarım kasapta malı telef eylermiş. Mezkür mezbahanenin muadillerinin videolarını izledim. Sağlıklı hijyen ik tesisler, kıymet bilmeyenlerin elinde kıymet değil. Mezbahane , köylere giden yol üzerinde köprü eski ve dar, geçene yol değil.
Ne diyorduk turistik ilçe, fırat, kıyılarında bir bank bir çöp kutusu var değil. Gelen ziyaretçiler tesislerden balık yiyip gerisin geri dönüyorlar evlerine.
Şehrin meydanı araç park alanına dönmüş, Yusuf Ziya Paşa Camisi yıllardır restore ediliyor bitmiş değil. Meryem Ana kilisesine kim bakıyor belli değil. Hamamlar meftun oldu Fatiha okuyanı var değil. Denizli Kervansarayı bir kütüğe emanet, uzun kütük oynasa giriş portal kapısı sizlere ömür, yarına baki değil. Ayakta kalan eserler direniyor insanın aymazlığına, idare-i maslahatın umurunda değil..
Misafirler, kıyı boyunda gezip arka yoldan yoluna devam ediyor. Şehir içi yollarda bir araç park etse ikincisine yol, yol değil. Yeni imar planları revizyonlar, tadilatlar yapıldı caddeler genişlemiş değil. Genişletmek şöyle dursun, hükümet konağı bahçesi altındaki imar yolu iptal edildi artık mümkün değil. Çok katlı (ucube) binalar, imarda otopark şart değil.
Memlekette bir aymazlık, vurdumduymazlık gözüne soksan mesele değil.
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin..
… Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını,
Sürüye katılı verirsin hemen, adeta mağrur koşarsın salhaneye.
… Demeğe dilim varmıyor ama,,, kabahatin çoğu senin kardeşim… N. HİKMET