EMEKLİ MAAŞLARI
Değerli okurlarımız merhaba. Bu yazım da emeklinin yaşam kalitesinden bahsetmek istiyorum. Öyle ki yaşam kalitesi oldukça düşmüş, kendine yetemeyen birçok emekli arkadaşımız var, bunu hem görüyor hem de basından bizzat kendilerinden duyuyoruz.
Emekli maaşlarının artma sisteminden memnun olanınız var mı bilmiyorum, ben kendi adıma memnun değilim. Çünkü hissettiğim, yaşadığım fiyat artışları ile bize anlatılan enflasyon çok çok farklı. 80 TL ye aldığımız sızma zeytinyağını 150 TL ye aldım geçen hafta. Varın siz oranını hesaplayın. Sadece buradan yola çıkarak bu yağı alamayan başka bir yağa yöneleyim dese bile onun fiyatı da el yakıyor, oda üç katına çıkmış durumda. Karnını doyurmak için belli bir bütçesini ayıran bir emeklinin başka harcamaları yok mu yani. Gidip çocuklarına avuç açsın, minnet etsin öyle mi. Isınmak için kömüre, odun, ya da doğalgaza da para ödeyecek. Emekli arkadaşlarımızdan biri, doğalgazı açmadığını, battaniyeye dolanıp oturduğunu söyledi. Bir diğeri kıymayı 100 gram aldığını. Pazarlar da akşamüzeri kalan sebzelerin iyi yerlerini değerlendiren insanlarımız, emeklilerimiz var, durumları içler açısı.
Bizler ülkemize, memleketimize hizmetimizi yaptık. Bundan sonra insanca, güven içinde yaşamak istiyoruz. Sağlık hizmetlerin de oldukça huzursuz olduğumuz, mutfak masraflarını yaparken yetersiz olduğumuz bir yaşam istemiyoruz. Diğer ülkelerden gelen yaşlılardan birine sorduk, bu turlar çok mu ucuz, ya da çok mu zenginsiniz. Hayır, biz emekliyiz, şimdi dünyayı geziyoruz dediler. Bize rahat yaşayacağımız bir emekli maaşı veriyorlar dediler. Biz de de bir emekli evinden parka, parktan eve, bir yerde oturup çay içeyim dese, belki de pazarda harcayacağı parayı oraya bırakacak. Buna cesaret bile etmez, edemez. Endişe, kaygı, gelecek korkusu yaşamadan geçirecek güzel günler olsun hepimize. Derdimiz Zülfi yâre dokunmak değil halimizi, ahvalimizi anlatmak. Emekli de, işsiz de, öğrenci de, para olursa esnafın da yüzü güler. Para dolaşımı olur ister istemez, herkeste huzurlu olur, yüzü güler.
Gençler, ah gençler, evet kazandım okuyorum, okuyorum da ya geleceğim o ne olacak? İş bulabilecek miyim? Yoksa hala anne ve babamın eline bakmaya devam mı edeceğim? Ya da okuduğum, dirsek çürüttüğüm, hatta doktora yaptığım, gidebildiği yere kadar gittiğim eğitimimin sonun da mecburen alakasız bir işlemi iştigal edeceğim. KAYGI, ENDİŞE GELECEK KORKUSU yaşamak istemiyor, emeklileriniz de, çocuklarınız da, iş bulamayan her yaştan vatandaşlarımız da. Bizler mutluluk ve huzur içinde olursak, yapılan hizmetin devamlılığı olur.
Cennet ülkemizin, cennet toprakları yaşanmaya değer olsun. Herkes gülsün hem de kahkaha ile. Deyim yerindeyse biri güllük, gülistanlık yaşarken bir diğeri ona imrenmemeli, yerinmemeli. Biri tok yatarken diğeri idare etmemeli ya da aç yatmamalı.
Komşu hakkı için kul hakkı için Hz. Peygamber Efendimiz " Cebrail komşu hakkında o kadar tavsiye de bulundu ki, nerede ise komşusu komşuya mirasçı kılacak sandım " buyurmuştur. Bu nedenle şehir hayatı yaşayan bilir, kimsenin derdinin kimseyi çokta ilgilendirmediğini. Ama bu demek değildir, görmezden ve duymazdan gelelim sıkıntıda olan insanların halini. Yaşam standartların kalitesinin artması, herkesi rahatlatacaktır, önlerini göreceklerdir yaşam kaygısı duymadan, korkmadan.
Ne demiş bir düşünür;
'Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri OLMA, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç DUYMA'. Özetle bir insanın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.
Sevgiyle, huzurla yaşayacağınız iyi bir yaşam kalitesi diliyorum, tüm halkımıza ve tüm insanlığa